İnebolu’ya üniversite eğitimi için gelen genç kadınlardan gelen bazı çağrılar ve dile getirilen endişeler, bize aslında çok daha önemli bir şeyi hatırlatıyor:

Bir olay yaşandıktan sonra konuşmak yerine, bir olay yaşanmadan önce önlem almak.

Ortada kesinleşmiş bir olay varmış gibi konuşmuyoruz.

Kimseyi suçlamıyoruz.

Kimsenin özel hayatını tartışmaya açmıyoruz.

Ama genç kadınların güvenlik konusunda dile getirdiği endişeleri de “gençlik meselesidir”, “kendi aralarında hallederler” diyerek geçiştiremeyiz.

Çünkü kamu yönetiminin en önemli görevlerinden biri, yalnızca meydana gelen olaylara müdahale etmek değil, öngörülebilir risklere karşı önceden tedbir almaktır.

İşte tam burada İnebolu’daki kurumlara çağrımız var.

İnebolu Kaymakamlığı, ilgili bütün kurumları bir araya getirerek üniversite öğrencilerinin güvenliği konusunda bir değerlendirme yapabilir.

Kastamonu Üniversitesi ve ilgili birimleri, ilçeye yeni gelen öğrencileri yalnızca eğitim hayatına değil, karşılaşabilecekleri sosyal ve güvenlik sorunlarına karşı da bilgilendirebilir.

İnebolu İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı, öğrencilerin herhangi bir tehdit, taciz, şiddet, ısrarlı takip veya benzeri durumda hangi yollarla yardım isteyebileceğini anlatabilir.

İnebolu Belediyesi ise öğrencilerin yoğun olarak kullandığı güzergâhlar, yurt çevreleri, sosyal alanlar, ulaşım noktaları ve özellikle gece kullanılan kamusal alanlar açısından gerekli güvenlik değerlendirmelerini yapabilir.

İlgili sağlık ve sosyal hizmet birimleri de öğrencilerin ihtiyaç halinde başvurabilecekleri destek mekanizmalarını görünür hale getirebilir.

Bütün bunlar için ille de kötü bir şey yaşanmasını beklememiz gerekmiyor.

Hatta tam tersine…

Önlem almak için olay yaşanmasını beklemek, önlem almak değildir.

Bir genç kadın gece yurda dönerken kendisini güvende hissetmiyorsa, bunu araştırmak için illa bir olay yaşanmasını mı bekleyeceğiz?

Bir öğrenci “Başım derde girerse kime gideceğim?” diye soruyorsa, cevap vermek için illa başının derde girmesini mi bekleyeceğiz?

Bir genç kadın, yaşadığı herhangi bir ilişki sonrasında tehdit, baskı veya ısrarlı takip ihtimalinden endişe ediyorsa, “Bir şey olmadı ki” deyip geçecek miyiz?

Hayır.

Tam tersine, hiçbir şey olmadan önce konuşacağız.

Öğrencileri korkutmadan bilgilendireceğiz.

Kişilerin özel hayatına girmeden güvenlik mekanizmalarını anlatacağız.

Başvuru yollarını görünür hale getireceğiz.

Kurumlar arasındaki iletişimi güçlendireceğiz.

Ve genç kadınlara şu mesajı vereceğiz:

“Bir sorun yaşarsanız yalnız değilsiniz ve nereye başvuracağınızı biliyorsunuz.”

Bunun için İnebolu’da çok büyük bütçelere, gösterişli projelere veya yeni tabelalara ihtiyaç olmayabilir.

Bazen yapılması gereken sadece kurumları aynı masaya oturtmak, öğrencileri dinlemek ve mevcut mekanizmaların gerçekten ulaşılabilir olup olmadığını kontrol etmektir.

Çünkü mesele bugün birilerinin başına ne geldiği değildir.

Mesele, yarın birilerinin başına gelebilecek bir şeyi bugünden önleyebilme iradesidir.

İnebolu’ya okumaya gelen genç kadınlar bizim kızımız, kardeşimiz, arkadaşımız olmak zorunda değil.

Onların güvenliğini önemsemek için herhangi bir yakınlık ilişkisine de ihtiyaç yok.

Onlar bu ülkenin gençleri.

Eğitim almak için buradalar.

Ve bizim görevimiz onların hayatlarını denetlemek değil; güvenli bir ortamda eğitim alabilmelerini sağlamak.

Bu nedenle çağrımız açık:

İnebolu Kaymakamlığı öncülük etsin.

Belediye, üniversite, emniyet, jandarma, sağlık ve sosyal hizmet birimleri aynı masada buluşsun.

Öğrenciler dinlensin.

Riskler değerlendirilsin.

Başvuru mekanizmaları anlatılsın.

Eksikler tespit edilsin.

Gerekli tedbirler alınsın.

Ve bütün bunlar bir olay yaşandıktan sonra değil, bugün yapılsın.

Çünkü bazı şeylerde “keşke” kelimesinin telafisi yoktur.

Bir olay yaşanmasını beklemeyelim.

Tedbir, olaydan sonra değil; olaydan önce alınır.

İnebolu’nun genç kadınlara vereceği en güzel mesaj da budur:

“Burada okuyabilirsiniz, yaşayabilirsiniz ve kendinizi güvende hissedebilirsiniz.”