Bu memleketin yarınlarını, bugünün koltuklarına sığdıramayız!

Kastamonu’nun kıymetli sivil toplum kuruluşlarına, değerli başkanlarına ve bu güzel memleket için emek veren herkese bir çağrımız var: Artık gençlik aşısının vakti geldi de geçiyor bile!

Daday'ıyla, Tosya’sıyla, Taşköprü’süyle, İnebolu’suyla, Araç’ıyla, Cide’siyle; köyünden ilçesine, şehir merkezinden gurbette yaşayan hemşehrisine kadar Kastamonu büyük bir gönül coğrafyasıdır. Bu memleketin derdi de sevinci de ortak, geleceği de hepimizin meselesidir. Kastamonu’ya hizmet etmek, yalnızca bir unvan taşımak değil, bu şehrin insanına karşı sorumluluk duymaktır.

Siyasette ve STK oluşumları üzerinde yıllardır çöreklenmiş, yönünü yolunu yitirmiş, rüzgâr nereden eserse oraya dönmüş, daha iyi imkân sunan kimse oraya teşne oluveren pek değerli, pek vazgeçilmez isimlerimiz; lütfen bir kenara çekilin. Yerlerinizi pırıl pırıl, eğitimli, vizyoner evlatlarımıza terk edin.

Burada mesele elbette yaş değil, zihniyettir. Kastamonu için yıllarca ter dökmüş, hemşehrisinin derdiyle dertlenmiş, memleket sevdasını makamların üzerinde tutmuş büyüklerimiz başımızın tacıdır. Bizim itirazımız; koltuğu hizmet aracı olmaktan çıkarıp şahsi mülkü gibi gören, değişimi tehdit sayan anlayışadır.

Çünkü Kastamonu’nun bugün konuşması gereken meseleleri var. Gençlerinin geleceği, ilçelerinin kalkınması, köylerinin yaşatılması, gurbetteki hemşehrileriyle bağlarının güçlendirilmesi, kültürünün ve tarihinin yarınlara taşınması var. Bütün bu meseleler, aynı isimlerle, aynı yöntemlerle, aynı dar çevrelerle ne kadar daha konuşulacak?

Kastamonulu gençlerimiz yalnızca etkinliklerde fotoğraf karesini tamamlayan, salonlarda alkış tutan, protokolde yer gösterilen isimler olmamalıdır. Onlara yönetimlerde söz, karar mekanizmalarında yer, projelerde sorumluluk verilmelidir. Kastamonu’nun yetişmiş evlatları, memleketlerine katkı sunabilmek için illa birilerinin gölgesinde beklemek zorunda kalmamalıdır.

STK’larımız birkaç kişinin ömürlük ikametgâhı değildir. Ne şahsi hesapların sıçrama tahtası ne de siyasi beklentilerin arka bahçesidir. Hele ki Kastamonu gibi aidiyeti güçlü, hemşehrilik bağı kıymetli bir şehirde, bu yapılar kişisel itibarın değil, ortak geleceğin adresi olmalıdır.

Kıymetli başkanlarımız; gelin Kastamonu’ya yakışanı yapalım. Gençlere gerçek temsil hakkı tanıyalım. Tecrübeyi dışlamadan yeniliğe kapı açalım. Görev devretmeyi bir kayıp değil, bir başarı ve bir emanet bilinci olarak görelim. Çünkü Kastamonu’nun evlatlarına güvenmek, Kastamonu’nun kendisine güvenmektir.

Bizim çağrımız birilerini kırmak, birilerini tasfiye etmek değil; memleketin önünü açmaktır. Ama bu çağrı aynı zamanda açık bir hatırlatmadır: Hiç kimse vazgeçilmez değildir, Kastamonu’nun geleceği ise hepimizden daha kıymetlidir.

Haydi Kastamonu! Gençlik aşısını ertelemeyelim. Bu memleketin yarınlarını, bugünün koltuklarına sığdırmayalım. Koltukları değil, Kastamonu’nun geleceğini büyütelim.

Bu yazıda isim vermedim, kimseyi kastetmedim... Ama gerekirse herkes için meşrebince mevzuyu özelleştirme hakkım saklı kalmak kaydıyla kıymetli muhataplarına arz olunur.