Bazı insanlar vardır; ömürlerinin sonbaharında bile bir şeyleri ayakta tutmaya çalışırlar.

Çünkü bilirler...

Bir memleket önce yollarını değil, hafızasını kaybeder.

İnebolu'da yaşayan 76 yaşındaki Şükran Sünnetçi'nin hikâyesini okurken bunu düşündüm.

Tam on dört yıldır bez bebek yapıyor.

Bizim Muhammed Kömeçoğlu öyle bir hikayeyi aktarmış ki, bende uyandırdığı duyguları yazayım istedim...

...

Muhammed'in haberi Şükran ablanın bebekleri diyor ama bakın bu haber bana ne söylüyor?

Bazı haberler vardır ki satır aralarında başka şeyler anlatır.

Ben o haberde bez bebek görmedim.

Bir kadının, başka bir kadını unutulmasın diye yaşatmaya çalıştığını gördüm.

Karın altında donan bir annenin, yıllar sonra başka bir annenin ellerinde yeniden can bulduğunu gördüm.

Şerife Bacı...

Bu memleketin en sessiz çığlıklarından biri.

Sırtında cephane, yanında küçücük bebeğiyle çıktığı yolculuktan geri dönemeyen bir Anadolu kadını.

Kahraman denildiğinde aklımıza hep üniformalar, madalyalar, büyük meydanlar gelir.

Oysa bazen kahramanlık, çocuğunun üzerindeki battaniyeyi mermilerin üzerine örtmektir.

Bazen kahramanlık, adını tarihe yazdırmak için değil, vatana borcunu ödemek için yürümektir.

Ve bazen kahramanlık, öldükten sonra bile unutulmamaktır.

Şükran Hanım'ın elleri kumaşa dokunurken belki de farkında olmadan zamana dokunuyor.

Bir eşarbın ucuna geçmişi iliştiriyor.

Bir önlüğün desenine hatıraları işliyor.

Bir bebeğin gözlerine Anadolu'nun hüznünü bırakıyor.

O yüzden bunlar bez bebek değil.

Bunlar susturulmuş hatıraların dile gelişidir.

Bir milletin kendi geçmişine yazdığı küçük notlardır.

"Buradaydık..."

"Yaşadık..."

"Unutmayın..."

diyen sessiz notlar.

Zaman acımasızdır.

Eski evleri yıkar.

Eski fotoğrafları soldurur.

Eski insanları birer birer alır götürür.

Ama bazı insanlar zamana inat eder.

Şükran Hanım'ın yaptığı tam da budur.

Bir avuç kumaşla zamana direnmek...

Bir iğneyle unutulmaya karşı koymak...

Bir çift yorgun elle tarihin omzuna dokunmak...

Belki de bütün mesele budur.

Çünkü memleket dediğimiz şey; taşından, toprağından önce hatırladıklarımızdır.

Ve bir gün herkes gider.

Kalan yalnızca hikâyelerdir.

İnebolu'nun yaşlı bir kadını, on dört yıldır o hikâyelerin kaybolmaması için uğraşıyor.

Belki farkında değil ama her diktiği bebekte biraz Şerife Bacı'yı, biraz Anadolu'yu, biraz da bizi koruyor.

Kar yağmaya devam ediyor.

Yıllar geçiyor.

İnsanlar unutuyor.

Ama bir evin köşesinde oturan yaşlı bir kadın, iğnesine ipliğine tutunarak sanki aynı duayı ediyor:

"Şerife Bacı üşümesin..."

Ve galiba bu memlekette hâlâ güzel olan ne varsa, biraz da bu yüzden güzel kalıyor.

Eline, emeğine sağlık Şükran abla...