Bazı konular vardır; aradan yıllar geçer, hükümetler değişir, meclisler yenilenir, seçimler yapılır, vaatler verilir ama o konu bir türlü gündemden düşmez. Çünkü o mesele, bir yol meselesi değil, bir gelecek meselesidir. Kastamonu ve İnebolu için demiryolu da tam olarak böyledir.
Geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme gelen ve gazetemizde haber yaptığımız Kastamonu Demiryolu Projesi, aslında yeni bir fikir değil. Yaklaşık bir asırdır konuşulan, zaman zaman umutların yeşerdiği, sonra yeniden rafa kaldırılan bir hayal... Ama bugün, belki de uzun yıllardan sonra ilk kez bölgesel bir irade oluşmaya başladığını görüyoruz.
Ama, habere verilen tepkiler işin toplum tabanında aynı heyecanla karşılanmadığını da gözler önüne serdi. Elbette gerekçeler önemli ve dikkate alınması gereken önemli tepkiler.
Siyaset, STK ve toplumsal talep bir araya getirildiğinde bu tür çalışmaları başarıyla tamamlamak mümkün.
İl Genel Meclisi'nde tüm siyasi partilerin oy birliğiyle bu konuya sahip çıkması küçümsenecek bir gelişme değildir. Siyasette uzlaşının zor olduğu bir dönemde, ortak aklın oluşması umut vericidir. Ancak artık karar almak kadar, alınan kararların takipçisi olmak da önemlidir. Çünkü bu şehir, yıllardır alkışlanan ama bir türlü temeli atılmayan projelerin çokluğundan umut yorgunluğunu da haliyle yaşamaktadır.
İnebolu açısından bakıldığında ise mesele sadece bir demiryolu hattından ibaret değildir. Bu konu, limanın geleceğiyle, sanayinin gelişmesiyle, lojistik altyapıyla, istihdamla ve gençlerin doğdukları şehirde yaşayabilme umuduyla doğrudan ilgilidir. Bir liman, arkasında güçlü bir ulaşım ağı olmadan gerçek anlamda liman olamaz. Denize açılan kapının, karaya uzanan sağlam bir yolu da olmak zorundadır.
1927 yılında dönemin Kastamonu heyetinin dile getirdiği bu talebin, neredeyse yüz yıl sonra hâlâ konuşuluyor olması aslında hepimiz adına düşündürücüdür. Belki de asıl sorgulamamız gereken, "Demiryolu yapılacak mı?" sorusundan önce, "Bu kadar önemli bir yatırım neden yüz yıldır gerçekleştirilemedi?" sorusudur.
Bugün Sinop üzerinden yürütülen çalışmalar, KUZKA'nın projelendirme girişimleri ve Batı Karadeniz'de oluşmaya başlayan ortak söylem dikkatle takip edilmelidir. Eğer bu süreç doğru yönetilir ve İnebolu Limanı merkeze alınarak güçlü bir ulaşım entegrasyonu sağlanabilirse, üretim,sanayi ve yük potansiyeli olarak da desteklenir sadece İnebolu değil, Kastamonu'nun tamamı ekonomik anlamda yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Ancak bunun için sadece birkaç açıklama yapmak yetmez. Ankara'nın kapısını çalacak, projeyi teknik raporlarla destekleyecek, bölgenin tüm dinamiklerini aynı masada buluşturacak güçlü bir iradeye ihtiyaç vardır. Bu mesele, sadece belediyelerin, sadece milletvekillerinin ya da sadece sivil toplum kuruluşlarının taşıyabileceği bir yük değildir. Herkes aynı hedefe odaklanmadığı sürece, demiryolu yine konuşulur, yine alkışlanır ve yine bir sonraki kuşağa bırakılır.
2 Temmuz'da İnebolu'da yapılacak İl Genel Meclisi toplantısı bu nedenle önemlidir. Temennimiz odur ki bu toplantı, sadece güzel cümlelerin kurulduğu bir oturum olarak tarihe geçmesin. Somut adımların atıldığı, görev dağılımlarının yapıldığı ve Ankara'ya güçlü bir mesajın verildiği bir başlangıç olsun.
Çünkü artık bu bölgenin yeni vaatlere değil, raylara ihtiyacı var. İnebolu, yıllardır beklediği treni bir kez daha istasyondan uğurlamak istemiyor. Bu kez kaçan treni seyreden değil, o trenin geçtiği şehir olmak istiyor.
Biz de takipçisi olacağız...
Vesselam.