Yıllardır bir “Çocuğuma tablet veriyorum, vermiyorum” meselesidir gidiyor. Burada herkesin çok uçta düşünceleri var, fakat literatürün de ışığında ebeveynin görevinin denge kurmak, sınır koymak ve en önemlisi uygun rol model olmak olduğundan bahsetmek istedim. Çocuğa “çok eline alma” derken bizim elimizde ne oluyor?

Çocuklar söyleneni değil, yaşananı öğrenir. Ekranın ne kadar çekici olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz bence J Beyin kısa, hızlı ve kolay ödüle programlı. Bildirim sesi, kayan görüntüler, bitmeyen akış… Bizler bile ekran süremizi kontrol etmekte zorlanıp her geçen gün dikkat sorunları yaşarken özdenetimi henüz gelişmekte olan bir zihin için bu davete direnmek neredeyse insanüstü bir çaba gerektirmiyor mu sizce de?

Sadece buradan bakmak da biraz haksızlık olacak tabi. Ekran her zaman “öcü” değildir. Oyun oynayan çocukların ve ergenlerin bazılarında problem çözme, zihinsel esneklik, kriz anında alternatif üretme gibi becerilerin gelişebildiğini gösteren çalışmalar var. Yani mesele çocuğun ekranın başında olmasından ziyade ekranı nasıl, neyle ve neyin yerine kullanıldığıdır.

Çocuk internette yalnızca oyun oynamaz. Bazen dışlanmayı öğrenir. Bazen alay etmeyi/ edilmeyi normalleştirir. Bazen “ben değersizim” şemasını geliştirir. Bazen kadınlardan nefret etmeyi “mizah” sanır. Bazen zorbalığı güç, küçümsemeyi üstünlük zanneden dillerle tanışır. Çoğu zaman ise bizim bunlardan haberimiz bile olmaz. “Hadi artık saat kaç oldu, kalk başından” deriz. Bu durum bana çok daha tehlikeli geliyor.

Bu çocuk “nerede, kimlerle” olmalıdır?

Ekran süresi değil, ekran bağlamı belirleyicidir. Çocuğun hangi oyun dünyasında gezdiği, hangi forumlarda dolaştığı, kimlerin sesini içselleştirdiği… Bunlar konuşulmadığında çocuk yalnız kalır. Yalnız kalan çocuk da gördüğünü doğru zanneder. Bu yüzden yetişkinin rolü “yasak koyan” olmaktan çok, rehber olandır. Yanına oturup izlemek, sormak, anlamaya çalışmak, bazen rahatsız edici olanı birlikte görmek ve üzerine konuşmak… “Bunu neden komik buldular sence?” diye sormak. “Bu dil sana nasıl hissettirdi?” demek. Çocuğun zihninde yalnız bırakılmaması gereken yer tam da orasıdır.

Dönüp dolaşıp aynı yere geliriz ki: Sınırı çocuk değil, yetişkin koyar. Çocuğun bırakamadığı şeyi biz tutuyorsak olmaz. Çocuğa “zararlı” dediğimiz dünyada onu rehbersiz bırakırsak olmaz.

Kaynaklar:

• Aşut, Ö., Abuduxike, G., Acar-Vaizoğlu, S., & Çalı, S. (2019). Ergenlerde ekran süresi, internet bağımlılığı ve yaşam tarzı davranışları. Turkish Journal of Pediatrics, 61(4), 568–579.

• Bulut, G. Ç., & Gökçe, S. (2023). Uzaktan eğitim sürecinde Türk ergenlerde problemli sosyal medya kullanımı, dijital oyun bağımlılığı ve aşırı ekran süresinin akademik ve psikolojik iyi oluşla ilişkisi. Marmara Medical Journal, 36(1), 24–33.

• Durmaz, Ö., Gök, A., & Uzun, E. (2023). Çocuklar için Dijital Bağımlılık Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 20(3), 1320–1336.

• Taşdemir, K., & Yavuz, E. (2025). Türkiye’de 0–6 yaş çocuklarda ekran süresi: Sistematik derleme. Journal of Education in Middle East and North Africa, 1(1), 47–61.

• Türe, Ş. (2022). Türkiye’de 3–9 yaş arası çocukların ekran süresi ve pandemi etkisi. Türkiye Çocuk Hastalıkları Dergisi.

• Türkiye İstatistik Kurumu. (2024). Çocuklarda bilişim teknolojileri kullanım araştırması. TÜİK Yayınları.

• UNICEF Türkiye. (2021). Ekran karşısında geçirilen sürenin artması çocuklar ve gençlerin dijital risklerine dikkat çekiyor. UNICEF Türkiye Raporu.