Nusaybin’de yaşanan olaylar, sadece bir sınır ihlali veya fiziksel bir müdahale değil; bir milletin onuruna, geçmişine ve geleceğine yönelik bilinçli bir saldırıdır.

Bayrak, bir bez parçası olmanın çok ötesinde, bir ulusun varoluş hikayesinin en somut özetidir. O, gökyüzünde dalgalandıkça hürriyetin teminatı, yere düştüğünde ise bir toplumu bir arada tutan manevi bağların kopmasıdır. Bu tür provokasyonlar, bir kumaşın bütünlüğünü değil, doğrudan bir halkın ortak hafızasını ve kutsallarını zedelemeyi amaçlar.

Bir millet için bayrak; bağımsızlığın, egemenliğin ve şehadetle harmanlanmış bir sadakatin simgesidir. Toprağın vatanlaşma sürecinde ödenen bedellerin rengini taşıyan bu sembol, her yaştan ve her görüşten insanı aynı ortak paydada birleştirir. Bayrak, bir ulusun dünyadaki imzasıdır; o imza silinirse, ulus kimliksiz kalır. Bir toplumu "yığın" olmaktan çıkarıp "millet" yapan temel değerlerin başında, o bayrağa duyulan ortak aidiyet hissi gelir.

Bayrağa nasıl davranılması gerektiği, aslında bir insanın kendi onuruna nasıl sahip çıktığıyla eşdeğerdir. Bayrak;

-Fiziksel olarak her zaman baş üstünde, manevi olarak ise her türlü siyasi ve şahsi çıkarın üzerinde konumlandırılmalıdır.

-Eskimesine, yırtılmasına veya yere düşmesine asla müsaade edilmez. Çünkü o, temsil ettiği halkın dik duruşunu simgeler.

-Ona yönelen her türlü saldırı, bireysel bir eylem değil, toplumsal barışa ve birliğe vurulmuş bir balyozdur.

Bir ulus için bayrak, sadece askeri bir flama ya da resmi bir işaret değildir; o, bir devletin tapusudur. Gümrük sahalarında, sınır boylarında veya kamu binalarında dalgalanan o ay yıldız, "Burada biz varız ve burası bizim hür yaşama irademizin kalesidir" der. Bu iradeyi sarsmak isteyenler, her zaman sembollere saldırarak işe başlarlar. Ancak unutulmamalıdır ki, bir milletin bayrağına olan bağlılığı, provokasyonlarla zayıflamaz; aksine, bu tür karanlık girişimler karşısında daha da kenetlenerek çelikleşir.

Bayrağa yönelen her saygısızlık, aslında onu koruyan milyonların yüreğine dokunur. Bu yüzden bayrak sevgisi, sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir medeniyet ve saygı bilincidir.

Bayrağa el uzatmak, bir kumaşa zarar vermek değil, o bayrağın gölgesinde yaşayan milyonların sabrını ve birliğini sınamaktır. Ancak bilinmelidir ki; tarihin hiçbir döneminde sembollere saldırarak bir milletin iradesi kırılamamıştır. Bu tür alçakça girişimler, faillerinin acziyetini ve temsil ettikleri karanlık zihniyetin çaresizliğini göstermekten başka bir işe yaramaz.

Bir milleti var eden değerleri hedef alanlar, her zaman o değerlerin oluşturduğu sarsılmaz duvara çarpmaya mahkumdur. Bayrağa uzanan her kirli el, milletin ortak vicdanında mahkum edilecek ve bu toprakların hürriyet mührü olan ay yıldız, tüm provokasyonlara inat en yükseklerde dalgalanmaya devam edecektir.