İnebolu’nun tarihi dokusunun en önemli parçalarından biri olan eski kilise binasının restorasyon süreci, son günlerde yerel siyasetin ve sosyal hayatın ana gündem maddesi haline geldi. Belediye başkanının, yapının aslına uygun şekilde onarılması ve teknik detayların netleştirilmesi amacıyla İstanbul’da Fener Rum Patriği ile bir araya gelmesi, ilçede bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Bir kısım vatandaşın bu görüşmeye tepki göstermesi, aslında Türkiye’nin kadim kültürel mirasını ve binlerce yıllık bir arada yaşama iradesini yeniden konuşmamız gerektiğini hatırlatıyor.

​Anadolu toprakları, tarih boyunca farklı inançların, dillerin ve kültürlerin birbirine harmanlandığı devasa bir mozaik olmuştur. İnebolu da bu zenginlikten payını almış, geçmişin izlerini mimarisinde taşıyan bir liman kentidir. Bir ibadethanenin, hangi inanca ait olursa olsun metruk halden kurtarılıp ayağa kaldırılması; sadece bir inşaat faaliyeti değil, aynı zamanda bu toprakların çok sesli tarihine sahip çıkma meselesidir.

​Anayasamız ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan inanç özgürlüğü, bireylerin sadece ibadet etme hakkını değil, aynı zamanda bu inançlara ait kültürel varlıkların korunmasını da kapsar. Belediye başkanının diyalog yolunu seçmesi, bir çatışma kültürü yerine çözüm odaklı ve kucaklayıcı bir yerel yönetim anlayışının göstergesidir.

​Bu süreçte şu noktaları göz önünde bulundurmak toplum sağlığı açısından elzemdir:

​ -Tarihi yapılar, onları inşa edenlerden ziyade, üzerinde bulundukları toprakların zenginliğidir. Bu yapılar İnebolu’nun turizm potansiyelini ve prestijini artıran değerlerdir.

​ -Farklı inanç gruplarının temsilcileriyle kurulan temaslar, toplumsal birliği zedelemez; aksine Türkiye’nin dünyadaki "hoşgörü ülkesi" imajını güçlendirir.

​ -İnanç özgürlüğü, azınlık haklarının korunması ve tarihi mekanların ihyası, modern bir demokrasinin gerekliliğidir.

​​Tepki gösteren vatandaşların hassasiyetlerini anlamakla birlikte, bu kaygıların tarihsel bir zenginliği gölgelememesi gerekir. Türkiye Cumhuriyeti, tüm inanç gruplarına eşit mesafede dururken, bu toprakların tarihsel sahiplerine ait mirası korumayı bir devlet geleneği olarak sürdürür. Farklı inançların "öteki" olarak değil, birer "renk" olarak görüldüğü bir toplum yapısı, bizi modern dünyada çok daha güçlü kılacaktır.

​İnebolu’daki bu onarım krizi, aslında bize birbirimizi dinlemeyi, tarihimizle barışmayı ve en önemlisi farklılıklarımızla bir bütün olmayı yeniden öğretmelidir. Bu adım, dar bir siyasi pencereden değil, geniş bir medeniyet vizyonundan değerlendirilmelidir.

Geçmişin taşlarını üst üste koyarken, geleceğin barış köprülerini de aynı titizlikle inşa etmek hepimizin sorumluluğundadır.