İnebolu’da yıllardır aynı şeyden şikâyet ediyoruz: Elimizde değer var ama bunu yeterince değerlendiremiyoruz.
Sonra başka bir yerde bizim ürünümüz markalaşıyor, başka bir şehir bizim tarifimizi coğrafi işaretle tescilliyor. Biz ise dönüp “Bu zaten bizim ürünümüzdü” diyoruz.
Asıl soru şu: Madem bizimdi, neden markası başkasının oldu?
İşte bu açıdan bakınca İstiklal Yolu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin yeniden harekete geçmesi önemli.
2023 yılında kurulan kooperatif, bir süre faaliyetlerinin durmasının ardından Belediye Başkanı Engin Uzuner'in teşvikleri ve desteğinin de sonucunda 24 Haziran’da gerçekleştirilen genel kurulla yeni bir döneme girdi. Üstelik sıfırdan başlamıyor. Hem gönüllü kadınların mesaisi hem de başkanın destekleriyle daha faydalı bir sürece evrilmiş durumda.
Soğuk hava deposu, kurutma ünitesi ve çeşitli üretim makineleri hazır.
Eksik olan ise bir dönem makineden çok daha değerli olan şeymiş:
Süreklilik.
Kooperatifin yeni ekibi şimdi bunu sağlamaya çalışıyor.
Feyza Geçmen’in anlattıkları arasında benim en çok dikkatimi çeken konu, “sadece tarhana, turşu, reçel yapan bir kadın kooperatifi olmak istemiyoruz” yaklaşımı oldu.
Çünkü artık mesele yalnızca üretmek değil.
Ne ürettiğiniz kadar, onu nasıl değerlendirdiğiniz önemli.
Mesela elma...
İnebolu’da yetişen elmayı olduğu gibi satabilirsiniz.
Ya da kurutabilirsiniz, cips yapabilirsiniz, sirkeye dönüştürebilirsiniz, çay haline getirebilirsiniz.
Aynı ürün.
Farklı değer.
İşte kooperatifin asıl hedefi burada ortaya çıkıyor: İnebolu’nun mevsimsel ürünlerini işleyerek katma değerli ürünlere dönüştürmek ve bunları daha geniş pazarlara taşımak.
Bunun gerçekleşmesi için de yalnızca kooperatifin çalışması yetmez.
Köylünün de üretim ve pazarlama anlayışını değiştirmesi gerekiyor.
“Bugün pazara götürür, ne satarsam satarım” anlayışından, “Kooperatif benden 500 kilo ürün alacak, ben de üretimimi buna göre planlayacağım” düzenine geçmek gerekiyor.
Bu küçük gibi görünen değişiklik aslında büyük bir ekonomik dönüşümün başlangıcı olabilir.
Bir başka önemli konu da coğrafi işaret.
İnebolu’nun geleneksel ürünleri başka bölgelerde tescilleniyor. Elma ekşisi, Boydalı tarhanası, kızılcık tarhanası gibi değerlerimizin başkalarının markasına dönüşmesi, yalnızca ticari bir kayıp değil; aynı zamanda yerel hafızanın da zayıflaması anlamına geliyor.
Oysa bir ürün sadece ürün değildir.
Arkasında bir hikâye, bir tarif, bir kültür ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir emek vardır.
Bunları kayıt altına almak, markalaştırmak ve ekonomik değere dönüştürmek gerekiyor.
Kooperatifin yeni dönem hedefleri arasında bunun yanı sıra kadın girişimciliği, el sanatları, atölyeler ve ilerleyen dönemde eğitim faaliyetleri de bulunuyor.
Yani hedef bir kavanozun içine sığmıyor.
Zaten slogan da bunu söylüyor:
“Bir kavanozdan daha fazlasını üretiyoruz.”
Bence İnebolu’nun bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de bu bakış açısı.
Çünkü burada gerçekten çok şey var.
Ama çoğu zaman sahip olduklarımızı, eksiklerimizin gölgesinde bırakıyoruz.
Yolumuz bozuksa denizi unutuyoruz.
Bir sorun varsa tarihimizi görmezden geliyoruz.
Bir şey eksikse elimizdekinin kıymetini ikinci plana atıyoruz.
Oysa eksikler elbette konuşulmalı. Fakat bir şehri yalnızca eksikleri üzerinden tarif ederseniz, bir süre sonra o şehir kendi potansiyeline de inanmamaya başlar.
İnebolu’nun ihtiyacı olan şey biraz da bu döngüyü kırmak.
Kooperatif bunu tek başına yapamaz.
Ama iyi bir başlangıç olabilir.
Çünkü kalkınma bazen büyük yatırımlarla değil, küçük bir ürünün doğru işlenmesiyle başlar.
Bir elmanın değerini artırmakla...
Bir kadının emeğini görünür kılmakla...
Bir köylünün ürününe düzenli pazar oluşturmakla...
Ve en önemlisi, “Buradan bir şey olmaz” düşüncesinin yerine “Buradan neden olmasın?” sorusunu koymakla...
İstiklal Yolu Kadın Kooperatifi’nin yeni dönemini bu yüzden takip etmek gerekiyor.
Çünkü burada üretilmek istenen yalnızca tarhana, reçel ya da kurutulmuş meyve değil.
Biraz umut, biraz cesaret ve İnebolu’nun kendi değerine yeniden inanması.
Belki de gerçekten bir kavanozdan fazlası tam olarak budur.