Karadeniz’in hırçın dalgaları karşısında her fırtınada biraz daha savunmasız kalan İnebolu, bugün sadece bir sahil kasabası olarak değil, doğaya karşı verilen bir varoluş mücadelesinin merkezi olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda artan fırtınalar ve deniz taşmaları, İnebolu sahilinin artık sadece kum ve taştan ibaret olmadığını; ekonomik, sosyal ve yapısal bir yıkımın eşiğine geldiğini acı bir şekilde gösteriyor.

Emniyet ve yerel yönetim verileriyle birlikte meteorolojik tablo incelendiğinde, İnebolu’da deniz taşmalarının bir "doğal olay" olmaktan çıkıp kronik bir afet haline geldiği görülüyor. Özellikle 2024 ve 2025 yıllarının son aylarında hızı saatte 100 kilometreyi aşan fırtınalar, dev dalgaların İsmetpaşa Caddesi’ni aşarak iş yerlerine, depolara ve evlerin zemin katlarına dolmasına neden oldu. Esnafın ekmek teknesi olan makineler, mobilya depoları ve altyapı sistemleri sular altında kalırken; her fırtına sonrası kaldırımlarda oluşan devasa çökmeler ilçenin fiziksel dokusunu parçalıyor.

Tahkimatın eksikliği sadece maddi hasar demek değil; aynı zamanda ulaşımın felç olması demektir. İnebolu-Cide kara yolunun dalgaların getirdiği molozlarla kapanması, bölgenin lojistik damarlarını keserek acil durumlarda dahi ilçeyi izole bir noktaya sürüklüyor. Kastamonu’nun diğer sahil ilçeleri olan Abana ve Doğanyurt gibi noktalarda sahil tahkimatı projeleri hız kazanmışken, İnebolu’nun 2026 yatırım programında bu konuda yalnız kalması yerel kamuoyunda haklı bir endişe yaratıyor. Dalga erozyonu, kıyı çizgisini her yıl biraz daha içeri çekerken, mevcut dolgu ve geçici önlemler dev dalgalar karşısında kağıttan kaleler gibi yıkılıyor. Bilimsel veriler açıkça gösteriyor ki; kıyıdaki kum dengesi bozulmuş ve denizin doğal akışı değişmiştir. Artık kendi kendine düzelmesi mümkün olmayan bu süreçte, kalıcı ve yapısal bir mühendislik projesi uygulanmadığı sürece sahilin yok oluşu durdurulamaz..

İnebolu’nun geleceğini kurtarmak için geçici pansumanlardan ziyade, modern mühendislik çözümlerine dayanan bir Sahil Tahkimatı Projesi’nin ivedilikle hayata geçirilmesi şarttır. Abana örneğinde olduğu gibi, dalga enerjisini sahile ulaşmadan kıracak batık veya su üstü mendirekler inşa edilmelidir. Kıyı erozyonunu durdurmak ve kum tutulumunu sağlamak amacıyla bilimsel verilere dayalı mahmuz sistemleri kurulmalıdır. İnebolu’nun "yatırım programı dışı" kalma talihsizliği kırılarak, ulaştırma ve altyapı bütçelerinde öncelikli bölge ilan edilmelidir.

Eğer bu adımlar atılmazsa, her kış İnebolu için sadece bir mevsim değil, korku dolu bir bekleyiş ve telafisi imkansız kayıplar silsilesi olmaya devam edecektir. Siyasi parti temsilcilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve kamu kurumlarımız; gelin İnebolu’nun ortak paydasında birleşelim. Bu mesele siyaset üstü bir beka meselesidir. İnebolu’nun haklı talebini her platformda haykırmalıyız.

Sayın Kastamonu milletvekillerimiz; İnebolu’nun sesi olun. Sahil tahkimatı bir lütuf değil, acil bir zorunluluktur.