Dün Şanlıurfa…

Bugün Kahramanmaraş…

Bir okul bahçesinde silah sesi duyuluyor.

Sınıf kapıları panikle kapanıyor.

Çocuklar sıraların altına saklanıyor.

Öğretmenler bedenlerini siper ediyor.

Anne babalar okul kapılarında ağlıyor.

Ve artık şu soruyu sormak zorundayız:

Türkiye’de okullar eğitim kurumu olmaktan çıkıp travma mekânlarına mı dönüşüyor?

Şanlıurfa’da eski bir öğrencinin okul basarak ateş açması, ardından Kahramanmaraş’ta bir ortaokul öğrencisinin gerçekleştirdiği ölümcül saldırı; münferit adli vakalar değil, toplumsal çözülmenin eğitim kurumlarına sıçramış hâlidir.

Çocuklar Neden Bu Kadar Öfkeli?

Bir çocuk doğduğu gün şiddet yanlısı değildir.

Hiçbir çocuk sınıfa silahla girme fikriyle dünyaya gelmez.

Bu öfke üretilir.

Evde sevgisizlikle,

Sokakta güvensizlikle,

Dijital dünyada denetimsizlikle,

Eğitim sisteminde değersizlikle.

Bugünün çocukları:

Dinlenmeyen, anlaşılmayan, bastırılan, yarışa zorlanan ve yalnız bırakılan bir kuşak hâline gelmiştir.

Duygusal gelişimi ihmal edilmiş bir çocuk, akademik başarıyla terbiye edilemez.

Eğitim Sistemi Bilgi Veriyor, Ruh İnşa Etmiyor

Türkiye’de eğitim uzun süredir çocuk yetiştirmiyor;

Sınav çözen birey üretmeye çalışıyor.

Ancak:

Matematik bilen ama öfkesini yönetemeyen,

Fen çözen ama empati kuramayan,

Derece yapan ama psikolojik olarak çökmüş çocuklar yetişiyor.

Çünkü eğitim sistemi:

Karakter eğitimini, psikolojik dayanıklılığı, duygusal gelişimi ve sosyal beceriyi ikinci plana attı.

Oysa okul sadece bilgi verilen yer değildir;

kişiliğin biçimlendiği sosyal laboratuvardır.

Aile Kurumu Alarm Veriyor

Çocuğun ilk okulu ailedir.

Ve bugün birçok evde:

İletişim yok,

Ortak zaman yok,

Sınır koyma yok,

Duygusal bağ zayıf.

Bazı çocuklar ebeveynleriyle değil, ekranlarla büyüyor.

Bazıları sevgiyi yalnızca başarı karşılığında görüyor.

Bazıları şiddeti evde normalleşmiş biçimde izliyor.

Sonra toplum şaşırıyor:

“Bu çocuk bunu nasıl yaptı?”

Çünkü çocuklar bir günde kırılmaz.

Uzun süre ihmal edilen ruhlar bir gün taşar.

Silaha Erişim ve Güvenlik Zafiyeti

Bu olayların bir diğer ürkütücü yönü şudur:

Çocuklar ve gençler silaha erişebiliyor.

Bu, yalnızca bireysel aile ihmali değil;

aynı zamanda kamusal güvenlik ve denetim krizidir.

Bir öğrenci okul kapısından silahla girebiliyorsa,

orada yalnız eğitim politikası değil,

devletin koruma refleksi de sorgulanır.

Ne Yapılmalı?

Bu felaketler yalnızca taziye mesajlarıyla geçiştirilemez.

Acilen:

1. Her okulda tam zamanlı psikolojik danışman zorunlu olmalı.

Sadece rehberlik odası değil, aktif ruh sağlığı sistemi kurulmalı.

2. Şiddet risk taramaları yapılmalı.

Davranış bozukluğu, izolasyon, tehdit dili, obsesif öfke belirtileri erken tespit edilmeli.

3. Aile eğitim programları yaygınlaştırılmalı.

Anne-baba olmak biyolojik değil pedagojik sorumluluktur.

4. Okul güvenliği yeniden yapılandırılmalı.

Fiziksel giriş kontrolü ve kriz protokolleri standartlaştırılmalı.

5. Eğitim müfredatı duygusal gelişim odaklı reforme edilmeli.

Empati, çatışma çözümü, psikolojik dayanıklılık dersleri sisteme girmeli.

Sonuç

Bu çocuklar sadece saldırgan değil;

aynı zamanda ihmal edilmiş bir çağın semptomlarıdır.

Okullarda yaşanan cinnet hâli,

aslında toplumun bastırılmış krizinin patlamasıdır.

Çünkü:

Bir ülkenin çocukları ölüyorsa,

önce geleceği ölür.

Ve unutulmamalıdır:

Okulda silah sesi duyulan bir ülkede,

hiçbir müfredat başarıdan söz edemez.

Vesselam