DÜŞÜNCE HATALARI

Yaşadığımız olaylardan yaptığımız çıkarımlar kimi zaman zihnimizdeki ‘’düşünce hatalarıyla’’ ilgili olabiliyor. Bizler çocukluğumuzdan beri, anne babamızın tutumlarından, çevremizdeki insanların davranışlarından veya bizim olayları yorumlama biçimimizden dolayı bazı işlevsel olmayan düşünceler geliştirebiliyoruz. Bu işlevsel olmayan düşüncelerimize, ‘’düşünce hataları’’ diyebiliriz. Düşünce hataları zihnimize gelen düşünceleri olumsuz, yanlı veya abartılı bir şekilde yorumlamaya meyilli olduğu için olumsuz duygular hissedebiliyoruz. Bu sebeple, zihnimizde ki işlevsel olmayan düşünceleri tespit etmemiz ve nasıl düşündüğümüzü anlamamız önemli olacaktır.

Düşünce hatalarımızdan ilki, ‘’ya hep ya hiç’’ şeklindeki düşünce biçimimizdir. Ya hep ya hiç şeklinde düşünen bireyler, yaşadıkları olayları, iki zıt noktada değerlendirirler. Bu düşünce tarzına siyah beyaz düşüncelerde diyebiliriz. Böyle düşünen birinin zihnindeki gri noktalar yok denecek kadar azdır. Kişi, olaylar karşısında kesin, net ve katı bir tutum sergilemektedir. Ya başarılısındır der zihin, ya başarısız... Ya heptir ya hiç… Örneğin, ‘’Piyano çalmak istiyorum ama çok iyi çalamayacaksam hiç çalmam.’’ diyen birisi muhtemelen ya hep ya da hiç düşünce hatasına girmektedir. En iyi olabilmenin yanı sıra, piyanoyu çalamayacaksa hiç çalmamayı yeğleyecek kadar nettir. Bu sebeple, ya hep ya hiç şeklinde düşünen bireyler bir olay karşısında farklı bakış açılarını görmek yerine, odaklandıkları iki noktayı değerlendirirler. Ya siyah olmalıdır her şey ya da beyaz… Hayatımızdaki gri noktaları görebilmek ve başka açıklamaları değerlendirebilmek çok daha sağlıklı bir bakış açısı kazandıracaktır.

‘’Felaketleştirme’’ bir diğer düşünce hatalarımızdan biridir. İşlevsel olmayan düşüncelerimiz (düşünce hatalarımız) bizlere, karşılaştığımız olayın en kötüsünü düşündürür. Yaşadığınız olay karşısında, iyi ya da olumlu yanları değerlendirmeksizin olayın kötü bir şekilde sonuçlanacağı beklentisine girersiniz. Felaketleştirme yaşayan birey, bir olay karşısında ‘’Kötü bir şey olacak’’, ‘’Yeterince çalışmadım, başarısız olacağım.’’ ya da ‘’Eyvah, kesin bittim, mahvolacağım.’’ gibi düşünceler geliştirmektedir. Zihninizde ki bu düşünceleri engelleyemeyip, önüne geçemiyor olabiliriz. O zaman dikkat etmemiz gereken husus, bu düşüncelerin ‘’hatalı’’ olduğunu ve yerine alternatif bir düşünce getirmemiz gerektiğinin farkında olmamız olacaktır. Düşüncelerinizi engelleyemeseniz bile, bunların işlevsel olmadığını bilmek bile farkındalığınızı arttıracaktır.

Bir diğer işlevsel olmayan düşünce tarzımız ‘’Kişiselleştirme’’ türüdür. Aslında adından da anlaşıldığı üzere, kişi kendisi ile ilgili olmayan durumlarda, kendisiyle bir bağlantı kurmaktadır. Çevrede olan olaylarla ilgili, kişisel karşılaştırmalar yaparak kendisini sorumlu tutmakta ve etrafındaki insanların davranış biçimlerini üstüne almaktadır. Örneğin ‘’ Ayşe’nin yüzü asık, kesin benim yaptığım bir şeye kızdı.’’ ya da ‘’ Bana uzak davranıyor demek ki yanlış bir şey yaptım.’’ gibi düşünceler kişiselleştirdiğimiz ve diğer alternatif yorumları yapamadığımız bir düşünce biçimidir. Aslında etrafımızdaki insanların birden çok sıkıntısı veya problemleri olabilir. Kendisini iyi hissetmediği için ya da hayatında bir sorun yaşadığı için yüzü asık olabilir. Yani kişilerin davranışlarının birçok nedeni olabilirken bu durumların sorumlusu olarak kendimizi görme eğiliminde olmamız, olumsuz duygular hissetmemize neden olabildiği için kişiselleştirme yapmaktan kaçınmamız ve belki de başka nedeni vardır diyebilmemiz önemli olacaktır.

Benzer olarak  ‘’Akıl Okuma’’ adını verdiğimiz düşünce hatası da yine karşımızdaki insanın ne düşündüğü ile ilgili, kişisel çıkarım yapmamızla alakalı bir düşünce biçimidir. Akıl okuma sıkça kullandığımız ancak fark edemediğimiz bir düşünce biçimiyken işlevsel olmayan düşünceler üretmemize neden olmaktadır. ‘’Benim başarısız olduğumu düşündü.’’ , ‘’ Bana mı bakıyor o?, Kesin şu an benimle ilgili olumsuz şeyler düşünüyor.’’ gibi ifadelerle ortada gerçek veya bildiğimiz bir şey yokken hemen yargıya varmamız kaçınılmaz olabiliyor. Oysa bazen kendi zihnimizin içerisinde bile neler olup bittiğini bilemeyebiliriz. Karşımızdaki insanın hareketleri, yüzü, jest veya mimikleri yanıltıcı olup, bize yanlış sinyaller verebilir. İnsanların akıllarını okuyamayız ve ne düşündüklerini tam olarak bilemeyiz. Bu sebeple yanlış çıkarımlar yaptığımızda düşünce hatalarımızı fark edebilmemiz ve kimsenin zihnini okuyamayacağımızı kendimize hatırlatmamız önemli olacaktır.

Yaşadığımız hayatta kurduğumuz ilişkileri, farkında olmadan hep bu düşüncelere göre değerlendirme eğilimindeyiz. Bu düşünceler, kökenini sabit olan inançlarımızdan ve şemalarımızdan aldıkları için biz daha çocukken yerleşen ve büyümeye devam eden düşünce hatalarımız, sağlıklı ilişkiler kurmamız konusunda önümüzde engel olabilmektedir. Bunları fark etmek ve değiştirebilmek bizlerin yeniden öğrenebileceği bir durumdur. Nasıl olumsuz düşünmeye meyilliysek ve bunu öğrendiysek, tam tersini de kendimize öğretmek elbette mümkün olacaktır.

Bugün bir kaçına değindiğim düşünce hatalarımızın geri kalanından da söz ediyor olacağım ancak bugün bahsettiğimiz düşünce hatalarımızın, ‘’Ne kadarı bizleri temsil ediyor ve en önemlisi ne kadarının farkındayız?’’ sorusunu kendinize sormanızı isterim..

Hepinize keyifli okumlar.

Sevgiler.

YORUM EKLE
YORUMLAR
yeni köylü
yeni köylü - 2 yıl Önce

Kaleminize sağlık. Istifade ediyoruz.