İnebolu Kültür ve Sanat Derneği tarafından düzenlenen “Nazım Hikmet İnebolu’da” paneli, İnebolu Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Cumartesi günü düzenlenen panel, yalnızca bir anma etkinliği değil; tarihsel hafızanın, edebiyatın ve Milli Mücadele bilincinin yeniden hatırlandığı kapsamlı bir kültür buluşmasına dönüştü.

Programa akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Prof. Dr. Hasan S. Kesercioğlu, Mehmet Saydur, Dr. Murat Karasalihoğlu ve Ali Turgay Karayel’in konuşmacı olarak yer aldığı panel, yaklaşık iki buçuk saat sürdü. Konuşmalar sık sık alkışlarla kesildi.


“Nazım Hikmet’i Anmak Bizim İçin Bir Vefa Borcudur”

Panelin açılış konuşmasını yapan Dernek Başkanı Hasan İlyasoğlu, dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet’in hem doğum yıldönümü hem de İnebolu’ya geliş tarihi dolayısıyla özel bir zaman diliminde bir araya geldiklerini belirtti.

Nazım Hikmet’in 3 Ocak 1921’de İnebolu’ya geldiğini, 15 Ocak 1902 doğumlu olduğunu hatırlatan İlyasoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ocak ayı Nazım Hikmet için ayrı bir anlam taşır. Hem doğumunu hem de Milli Mücadele’ye katılmak üzere İnebolu’ya gelişini bu ayda anıyoruz. Büyük ustayı doğum gününde saygıyla anmak bizim için bir vefa borcudur.”

Nazım Hikmet’in yalnızca güçlü bir şair değil, aynı zamanda vatanını seven, bedel ödemeyi göze alan bir aydın olduğunu vurgulayan İlyasoğlu, genç kuşakların onu doğru tanımasının önemine dikkat çekti. Dernek olarak her yıl anma programları düzenlediklerini belirterek salon tahsisi için İnebolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şakir İşeri’ye teşekkür etti.


İşgal İstanbul’undan Anadolu’ya: Genç Bir Şairin Karar Anı

Prof. Dr. Hasan S. Kesercioğlu konuşmasında, Nazım Hikmet’in İstanbul’dan İnebolu’ya uzanan yolculuğunu tarihsel belgeler ve hatıralar üzerinden ayrıntılı biçimde anlattı.

Nazım’ın çocukluk yıllarına değinen Kesercioğlu, henüz 11 yaşındayken “Feryâd-ı Vatan” şiirini yazdığını belirterek şunları söyledi:

“Paşa torunu bir çocuğun çiçek, böcek değil de vatan üzerine şiir yazması tesadüf değildir. Ülkenin içinde bulunduğu durum, Çanakkale’de şehit düşen dayısı ve askeri okul eğitimi, onun bilinç dünyasını erken yaşta şekillendirmiştir.”

İstanbul’un işgali sırasında Deniz Harp Okulu öğrencisi olan Nazım Hikmet’in yaşadığı hayal kırıklığını anlatan Kesercioğlu, özellikle işgal karşısında donanmanın tepkisiz kalmasının genç şairde büyük bir kırılma yarattığını ifade etti.

Sağlık sorunları nedeniyle okuldan uzaklaştırılan Nazım’ın bu dönemde işgal güçlerine karşı kurulan bir grubun başına geçtiğini belirten Kesercioğlu, Beyoğlu’ndaki Ağa Camii’ne asılan Yunan bayrağının indirilmesini şu sözlerle değerlendirdi:

“Bu yalnızca bir bayrak indirme eylemi değildir. Bu, işgale karşı onurunu savunan genç bir aydının sembolik direnişidir.”

Yeni Dünya adlı gemiyle Anadolu’ya geçiş sürecini anlatan Kesercioğlu, yılbaşı sabahı yapılan yolculuğun planlı bir tercih olduğunu söyledi. İngiliz askerlerinin yılbaşı gecesi eğlencede olmalarının fırsata çevrildiğini, pamuk balyaları arasına saklanarak yola çıkıldığını aktardı.

Zonguldak’ta coşkuyla karşılanan genç şairlerin yaşadığı heyecanı Nazım’ın sözleriyle paylaşan Kesercioğlu, İnebolu’ya varış anını şöyle anlattı:

“4 Ocak 1921 sabahı gemi İnebolu açıklarına demir atar. Mavnalarla yolcular ve pamuk balyaları arasına gizlenmiş silahlar kıyıya taşınır. Bu sahne, İnebolu’nun Milli Mücadele’deki rolünü anlatan en çarpıcı karelerden biridir.”

Gemi kaptanının Nazım’a verdiği 100 liranın, Anadolu dayanışmasının sembolü olduğunu vurgulayan Kesercioğlu, Nazım’ın yıllar sonra borcunu ödemek için Zeyrek’e gittiğinde kaptanın vefat ettiğini öğrendiğini de hatırlattı.


“İnebolu Bir Direniş Sembolüdür”

Yazar Mehmet Saydur konuşmasında, İnebolu’nun Milli Mücadele’deki rolünü geniş bir tarihsel perspektifle ele aldı. İnebolu’nun yalnızca silah ve cephanenin giriş kapısı olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirtti.

“İnebolu’yu önemli kılan sadece lojistik bir merkez olması değildir. İneboluluların istiklal kavgasını sahiplenişi farklıdır. Defalarca bombalanmış, ama geri adım atmamışlardır.”

Malta sürgünleri ile İngiliz subaylarının takasının İnebolu’da gerçekleştiğini hatırlatan Saydur, bunun diplomatik bir zafer olduğunu vurguladı:

“Yaklaşık 300 yıldır kazanarak kalktığımız ilk masanın adı İnebolu’dur.”

Nazım Hikmet ve Vâlâ Nurettin’in İnebolu’daki günlerini ayrıntılarıyla anlatan Saydur, Abraştepe’de yazılan “İnebolu” şiirinin Gençler Birliği hatıra defterine kaydedildiğini, Evrenye ve Beldeğirmeni yürüyüşlerinin genç şairler için bir dayanıklılık sınavı olduğunu ifade etti.


Abaş Baba, Kültürel Bellek ve Şiirdeki İzler

Dr. Murat Karasalihoğlu konuşmasında, Nazım Hikmet’in İnebolu’daki iki haftalık sürecinin şiirlerine ve düşünsel dönüşümüne etkisini değerlendirdi. Özellikle Abaş Baba Türbesi ziyareti sonrasında yazılan şiirin önemine değindi.

“Bu şiir, Nazım’ın dönüşüm öncesindeki dünyasının izlerini taşır. Geleneksel kutsala bağlılık, inanç ve saygı açıkça görülür.”

Abaş Baba’nın denizcilerin koruyucusu olarak kabul edilmesinin Karadeniz kültüründeki yerini anlatan Karasalihoğlu, bu motiflerin Anadolu İslam kültürü ve halk inançlarıyla ilişkili olduğunu belirtti.


“Dünyanın Mavi Gözlü Devi”

Panelin son konuşmacısı Ali Turgay Karayel, Nazım Hikmet’in evrensel kimliğini ön plana çıkardı.

“Nazım Hikmet yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın şairidir. Şiirleri birçok dile çevrilmiştir. Ezilenlerin, yoksulların, savaş mağdurlarının sesi olmuştur.”

Nazım’ın genç yaşta Anadolu’ya geçerek cephede savaşmayı hedeflediğini hatırlatan Karayel, onun fedakârlığını şu sözlerle dile getirdi:

“Rahat bir hayat sürebilecekken, kışın ortasında İnebolu’dan Kastamonu’ya yürümeyi göze alıyor. Çünkü inandığı değerler vardır.”

Nazım’ın İnebolu’da fesini çıkarıp kalpak giymesini, Kuvâ-yi Milliye ruhunu sahiplenmesinin simgesi olarak değerlendiren Karayel, şairin inandığı doğrulardan asla vazgeçmediğini vurguladı.

5. Oğuz Atay Öykü Ödülü sonuçları açıklandı
5. Oğuz Atay Öykü Ödülü sonuçları açıklandı
İçeriği Görüntüle

Panel sonunda konuşmacılara plaket takdim edildi. Katılımcılar, programın hem tarihsel hem de edebi açıdan son derece doyurucu olduğunu ifade etti.

Nazım Hikmet’in İnebolu’dan başlayan Anadolu yolculuğu, Milli Mücadele ruhu ve şiirlerine yansıyan direniş anlayışı bir kez daha saygı, minnet ve duyguyla anıldı.

İnebolu, bir kez daha yalnızca geçmişin değil, kültürel hafızanın ve bağımsızlık bilincinin yaşayan sembolü olduğunu gösterdi.

I M G 1370 1200X800

I M G 1362 1200X800

I M G 1376 1200X800

I M G 1379 1200X800

I M G 1371 1200X800

I M G 1391 1200X800

I M G 1395 1200X800I M G 1397 1200X800I M G 1392 1200X800

I M G 1401 1200X800