Kastamonu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erkan Yılmaz, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Yılmaz, basın sektöründe yıllardır çözülemeyen ve her geçen gün derinleşen sorunlar nedeniyle 10 Ocak’ı bir “bayram” olarak değil, “dayanışma ve mücadele günü” olarak andıklarını ifade etti.

Basın sektörünün 2026 yılına; ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibar kaybı, dijital mecralarda artan kontrol ve hukuki belirsizlikler ile girdiğine dikkat çeken Yılmaz, bu sorunların ertelenmeden ele alınmasının, yalnızca basın mesleği için değil, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından da hayati önemde olduğunu vurguladı.

Medya kuruluşlarının ve basın emekçilerinin yaşadığı sorunların artık sürdürülemez bir noktaya ulaştığını belirten Yılmaz, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Yaşadığımız ağır sorunlar nedeniyle ‘bayram’ değil ‘dayanışma günü’ olarak andığımız 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle, mesleğimizin içinde bulunduğu tabloyu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz.

Çünkü basın sektöründe yaşanan yapısal sorunlar çözüme kavuşturulmadıkça, mesleğimiz itibar kaybetmeye, gazeteciler güvencesizleşmeye devam edecektir.”

Yılmaz, basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, internet ve dijital yayıncılık mevzuatından mesleki standartlara kadar pek çok alanda güncel, özgürlükçü, çağdaş ve uygulanabilir yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Yılmaz açıklamasında; “Basın sektöründe mesleki bir düzenlemenin olmaması; etik dışı, tehdit ve şantaja dayalı yayıncılığı teşvik etmekte, hiçbir mesleki birikimi ve sorumluluğu olmayan kişilerin ‘gazeteci’ kimliği altında sektörde yer almasına zemin hazırlamaktadır. Meslektaşlarımız onurlarını korumak için büyük bir özveriyle mücadele etse de, yasal boşluklardan yararlanan çıkar odaklarının önüne geçilememektedir. Bu tablo, gerçek gazeteciliğe zarar vermektedir.” görüşlerine yer verdi.

10 Ocak 1961 tarihinin, basın emekçileri açısından tarihsel önemine de dikkat çeken KGC Başkanı Erkan Yılmaz, 212 sayılı yasanın gazetecilere sağladığı hakların bugün büyük ölçüde uygulamada ortadan kalktığını vurguladı.

Basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğunu hatırlatan Yılmaz, bağımsız ve özgür bir basının halkın haber alma hakkının teminatı olduğunu vurguladığı açıklamasında, “212 sayılı yasa; gazetecilerin sigortalı çalışmasını, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını, izin haklarını ve en önemlisi gazetecilik faaliyetlerini özgürce yapabilmelerini güvence altına almıştı. Ancak gelinen noktada, basın emekçilerinin çalışma koşulları ve mesleki güvenceleri, ne yazık ki 1961’in bile gerisindedir. Bu nedenle 10 Ocak’ı bir bayram olarak anmamız mümkün değildir.” dedi.

Yılmaz açıklamasını şöyle tamamladı:

Başkent EDAŞ Kastamonu’nun enerji altyapısını güçlendirmeye devam ediyor
Başkent EDAŞ Kastamonu’nun enerji altyapısını güçlendirmeye devam ediyor
İçeriği Görüntüle

“Özgür basın yoksa, demokrasi de eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Bu nedenle ülke olarak, basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız. 10 Ocak’ı gerçek anlamda bir Basın Bayramı olarak kutlayabileceğimiz günlere; mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışla, en kısa sürede ulaşmayı temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm meslektaşlarımı saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum.”

10 OCAK’IN TARİHÇESİ

5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda, 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe giren 212 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler, basın çalışanlarının özlük haklarında önemli kazanımlar sağladı. Bu düzenlemeler, dönemin basın meslek örgütleri ve Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından “Basın Bayramı” olarak kabul edildi.

Ancak dönemin basın işverenleri yasayı protesto ederek gazetelerini üç gün süreyle yayımlamadı. Gazeteciler ise okuru habersiz bırakmamak için sendika çatısı altında birleşerek “Basın” adlı gazeteyi yayımladı. Bu dayanışma, 212 sayılı yasanın uygulanmasının önünü açtı.

Ne var ki özellikle 1990 sonrası dönemde, medyanın sermaye yapısının değişmesiyle birlikte bu kazanımlar uygulamada adım adım ortadan kaldırıldı.

Bugün gelinen noktada, 10 Ocak hâlâ bir bayramdan çok, gazetecilerin hak, özgürlük ve meslek onuru için verdikleri mücadelenin simgesi olmayı sürdürmektedir.