Yıllardan Bugünden Sonra 7453...
Bir varmış, bir yokmuş...
Denizle dağın arasına sıkışmış, herkesin herkesi tanıdığı, herkesin herkes hakkında konuştuğu ama kimsenin kimsenin yüzüne gerçeği söylemediği küçük bir kasaba varmış.
Adı ÖYLEBİRYERUS imiş.
Kasabanın ulu tanrısı KAOSUS’muş.
KAOSUS’un öyle gökten yıldırım indirmek gibi büyük marifetleri yokmuş; onun işi daha basitmiş: İnsanları birbirine düşürmek, yanlışları normalleştirmek, susması gerekeni konuşturmak, konuşması gerekeni susturmak ve en önemlisi de herkesin kendisini masum sanmasını sağlamakmış.
Kasabada iki elçi varmış.
SAĞIRUS, kulakları duymadığı halde çok konuşurmuş.
KÖRUS ise gözleri görmediği gibi dili de yokmuş.
Halk anlatmış, SAĞIRUS dinlememiş.
Halk göstermiş, KÖRUS görmemiş.
Ama ikisi de görevlerini büyük bir ciddiyetle yapıyormuş!
Derken kasabaya bir yabancı gelmiş, iki çocuğuyla yerleşmiş.
Sonrası malum...
Yalan biraz daha büyümüş, yanlış hergün biraz daha cesurlaşmış, arsızlık utanmazlığı, yüzsüzlük de arsızlığı geçmiş.
HALKUS ise bütün bunlardan şikâyetçiymiş.
Fakat ilginçtir, değişmesini istediği düzen kendi kapısına geldiğinde birden susuyormuş.
ESNAFUS “Aman benim işim görülsün.” diyormuş.
DİŞİSUS başkasını konuşuyormuş.
ERUS başkasını suçluyormuş.
HALKUS ise bütün bunları seyredip “Bize ne?” diyormuş.
Sonra bir gün hepsi birleşip şikâyet etmeye karar vermiş.
SAĞIRUS’a anlatmışlar.
KÖRUS’a anlatmışlar.
Sonunda son çare VİCDANUS’a kadar gitmişler.
Kadı VİCDANUS hepsini dinlemiş ve sormuş:
“Peki, siz ne yaptınız?”
Herkes susmuş.
Çünkü kasabanın en büyük sırrı o anda ortaya çıkmış:
Herkes düzenin bozukluğundan şikâyetçiymiş ama hiç kimse kendi payına düşen bozukluğu konuşmaya yanaşmıyormuş.
İşte KAOSUS tam da bunu bekliyormuş.
Çünkü bir kasabayı yönetmek için herkesi susturmak gerekmez.
Bir kısmını sağır,
bir kısmını kör,
bir kısmını çıkarcı,
bir kısmını korkak,
bir kısmını da seyirci yapmak yeterlidir.
Gerisini zaten HALKUS halleder.
Ve ÖYLEBİRYERUS'ta herkes yine birbirinden şikâyet ederken, KAOSUS tepeden bakıp gülmüş:
“Bunlar değişmek istemiyor; sadece şikâyetlerinin daha yüksek sesle duyulmasını istiyorlar.”
VİCDANUS ise son sözünü söylemiş:
“Bu kasabanın sorunu kötü insanların çokluğu değil; iyi insanların, kötülük karşısında susmayı alışkanlık haline getirmesidir.”
Sonra herkes evine gitmiş.
Yarın yine aynı şeyler yaşansın diye...
Bu masalda muradına eren yok, kerevet de sizlere ömür. Lütfen bir fatiha okur musunuz?