Doğanın Uykusu Bölündü!

Çocukluğumuzda ormanın derinliklerinde var olduğunu bildiğimiz ama görmeyi imkansız sandığımız o heybetli canlılar, şimdilerde İnebolu sokaklarında, mahalle aralarımızda adeta cirit atıyor. Küre yakınlarında iki yavru ayının insanlar tarafından beslendiği o görüntüleri hatırlayın; bir yandan şaşkınlıkla izledik, bir yandan "ne sevimli" diyerek sosyal medyada paylaştık. Oysa o karelerin arkasında büyük bir trajedi saklıydı. Yetkililerin açıklaması gecikmedi: "Yavru ayılarda doğalarına aykırı davranış bozuklukları gözlemlendi."

Aslında biz o gün sadece iki ayıyı beslemedik; onların doğayla olan bağını koparıp kendi felaketimizi de fotoğrafladık. Dünyadaki yaban hayatı popülasyonunun %70’inin yok olmasına sebep olan insanlık, geri kalanları da evcilleştirerek aslında onları ölüme terk ediyor.

Bu görüntülerin sıklaşması sevimli bir doğa sürprizi değil; aksine, ekolojik bir iflasın ilanıdır. Kendi kendimize sormalıyız: Kendi soframıza koyacak gıdaya ulaşamadığımız için ormandaki o yabanıl meyveleri biz toplamıyor muyuz? Ayıların temel besinlerinden olan ahlatı, kuşburnunu, dağ yemişini heybemize doldurduğumuzda, ormanın asıl sahibine ne kalıyor? Biz ormanın kaynaklarını tükettikçe, onlar da karnını doyurmak için bizim çöplerimize, kümeslerimize inmek zorunda kalıyor.

Doç. Dr. Ömer Küçük tarafından 2012 yılında Araç bölgesinde yapılan çalışma, acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor. O yıllarda Türkiye’de barınabilecek ayı kapasitesi 5000 iken, mevcut ayı sayısı sadece 2000 civarındaydı. Aradan geçen 13 yılda bu sayının artmadığını hepimiz tahmin edebiliyoruz. Sayıları azalırken daha görünür hale gelmeleri, bir çoğalma değil; hayatta kalma çığlığıdır. Bu durum, Karadeniz’in hırçın dalgaları kadar ciddi bir iklim uyarısıdır.

Normal şartlarda kış uykusuna yatıp dinlenmesi gereken bu canlılar, dengesi bozulan mevsimler yüzünden uykusuz. Sıcaklıklar normallerin üzerinde seyredince, sanki bir sabah uykusundan sıçrayarak uyanır gibi zamansızca uyanıyorlar. Doğada henüz tek bir filiz yeşermemişken uyanan bir ayı, açlık ve savunma içgüdüsüyle hareket eder. Unutmayalım; ayılar uykudan yavaşça uyanmazlar, bir tehlike sezdikleri an anında saldırıya geçebilirler. (05.01.2026 tarihinde Ayılar ne kadar süre kış uykusuna yatırır? - Yellowstone Ayı Dünyası adresinden erişim sağlanmıştır.) Bu yüzden, bu canlılardan uzak durmak sadece onların değil, bizim de can güvenliğimiz için şarttır.

Ayılar ormanın mühendisleridir. Tohumları kilometrelerce öteye taşırlar, toprağı havalandırırlar, ormanı beslerler. Onların yokluğu, ormanın da yok olması demektir. (05.01.2026 tarihinde Ayılar Çevre İçin Neden Önemlidir - Yellowstone Ayı Dünyası adresinden erişim sağlanmıştır.)

Peki, biz ne yapmalıyız? Sürdürülebilirlik dediğimiz kavram, sadece şık salonlarda konuşulan bir gündem maddesi değildir. Sürdürülebilirlik; İnebolu’nun çarşısında, sahilinde ve mutfağında verilen bir hayatta kalma mücadelesidir. Yerel yönetimlerden ve sivil toplum kuruluşlarından iklim krizi ve afet yönetimi konusunda halkı bilinçlendirecek şeffaf planlar talep etmek artık bir lüks değil, geleceğimize olan borcumuzdur.

Unutmayalım; doğa kendisinden alınanı er ya da geç geri alır. Önemli olan doğayla savaşmak değil; onun yeni ritmine uyum sağlayacak aklı, vicdanı ve iradeyi bugünden ortaya koymaktır. Ayıların uyuyamadığı bir dünyada, hiçbirimiz huzurla uyuyamayız.