Bazı insanlar yaşadıklarını unutmaya çalışır, bazıları ise unutmamak için yazar. Güler Şener ikinci yolu seçenlerden. Çünkü bazı acılar vardır; susunca geçmez, zamanla eksilmez, yalnızca insanın içinde daha derin bir yere çöker. Belki de bu yüzden edebiyat, en çok kayıpların ardından büyür.
Uzun yıllar insan kaynakları alanında yöneticilik yapan Şener, aslında hayatın tam ortasında durmuş bir isim. İnsanların özgeçmişlerini değil, yüzlerindeki yorgunluğu; cümlelerini değil, sustuklarını dinlemiş biri. Yazarlığa uzanan yol da tam burada başlıyor zaten: İnsan hikâyelerinin içinde.
Ama her yazarın kalemini asıl keskinleştiren bir kırılma anı vardır. Güler Şener için bu kırılma, babasını kaybettiği dönem olmuş. Ölüm bazen bir insanı eksiltmez yalnızca; onunla birlikte çocukluğunu, sesini, hafızasını da götürür. Geriye ise anlatılmayı bekleyen duygular kalır. Şener’in yazıyla kurduğu ilişki biraz da bu yüzden bir edebiyat uğraşından çok, içsel bir yüzleşmeye benziyor.
İlk kitabı Unutulanlar da tam bu duygunun içinden doğmuş bir eser. “Bir ailenin sessiz hikâyesi” diye tanımladığı romanında; göçü, ayrılığı, çocukluk izlerini, geride kalanları anlatıyor. Çünkü hayat, yalnızca gidenlerin hikâyesinden ibaret değil. Bazen asıl yük, kalanların omzunda büyüyor.
Bugünün dünyasında insanlar birbirlerini çok hızlı tüketiyor. Evler değişiyor, şehirler değişiyor, hayatlar dağılıyor ama en çok hafıza yıkılıyor. İşte “Unutulanlar” biraz da bu yüzden önemli. Çünkü bu roman, bize unuttuğumuzu sandığımız şeylerin aslında içimizde yaşamaya devam ettiğini hatırlatıyor.
Şener’in anlatımında büyük sözler, gösterişli cümleler yok. Tam tersine; sade, sessiz ama derin bir dili var. Belki de etkileyici olan tam olarak bu. Çünkü gerçek acı bağırmaz. Gerçek kayıp gösteriş sevmez. İnsan bazen en büyük cümleyi sessizce kurar.
Yazarın şu sözü ise yalnızca kendi yolculuğunu değil, birçok insanın iç dünyasını anlatıyor: “Kaleminiz, sustuğunuz her şeyin sesi olsun.”
Belki de edebiyatın özü budur: Söylenemeyeni söylemek. Kaybedileni unutturmamak. Ve insanın kendi içindeki “unutulanlar” ile yeniden yüzleşmesini sağlamak.