Bir Bankadan Fazlası…

Bazı haberler vardır; ilk okuduğunuzda sadece bir kurumun kapısına kilit vurulacağını sanırsınız. Oysa biraz durup düşününce anlarsınız ki kapanan sadece bir şube değildir; bir kentin hafızasıdır, ticaretidir, umududur, geleceğidir.

Bugün İnebolu'nun gündeminde bir banka var. Ama aslında konuştuğumuz şey banka değil, İnebolu'nun yavaş yavaş elinden alınan yaşama iradesidir.

Yıllardır aynı filmi izliyoruz. Önce "verimlilik" deniliyor, sonra "tasarruf" deniliyor, ardından "dijitalleşme" deniliyor. Sonra bir sabah uyanıyoruz; bir kurum daha gitmiş, bir tabela daha sökülmüş, bir hizmet daha elimizden alınmış oluyor. Her giden kurumun ardından da aynı cümleyi duyuyoruz: "Ne yapalım, ekonomik gerekçeler..."

Peki ekonomik gerekçeler sadece İnebolu için mi geçerli?

Bir ilçenin bankası giderse ardından müşterisi gider, müşterisi gidince esnafı küçülür, esnaf küçülünce gençler göç eder, gençler göç edince sokaklar sessizleşir. Sonra dönüp o sessiz sokaklara bakarak, "İnebolu neden gelişmiyor?" diye raporlar hazırlanır.

Oysa cevabı yıllardır kendi ellerimizle yazıyoruz.

İş Bankası'nın bu şehirdeki hikâyesi yalnızca para yatırılan, kredi çekilen bir binadan ibaret değildir. O bina, sabah dükkânını açmadan önce uğrayan esnafın adresidir; emeklinin maaşını aldığı yerdir; çiftçinin, balıkçının, küçük işletmenin nefes aldığı kapıdır. Dijital bankacılık elbette çağın gerçeğidir ama herkesin cebinde internet, elinde akıllı telefon, önünde sınırsız seçenek yok. Özellikle yaşlı nüfusun yoğun olduğu ilçelerde banka şubesi hâlâ kamusal bir ihtiyaçtır.

İnebolu, Kurtuluş Savaşı'nda cephane taşıyan kayıkçılarıyla tarih yazmış bir ilçedir. İki İstiklal Madalyası taşıyan tek ilçe olmanın gururunu yaşarken bugün bir banka şubesini kaybetmemek için meydanlarda buluşuyor olması, aslında üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken acı bir tablodur.

İnsan ister istemez soruyor...

Bir zamanlar Anadolu'nun kaderini değiştiren limana sahip bir ilçe, bugün kendi bankasını korumak için imza topluyorsa, burada sorgulanması gereken yalnızca bir banka yönetiminin kararı mıdır; yoksa yıllardır ilçeleri küçülten, hizmetleri merkezlere toplayan anlayışın kendisi midir?

Sevindirici olan ise İnebolu'nun bu kez sessiz kalmamasıdır.

Esnafın, emeklinin, sivil toplum kuruluşlarının, gençlerin ve vatandaşların aynı noktada buluşması, aslında bir banka şubesinden çok daha büyük bir mesajdır. Çünkü insanlar yalnızca bir tabelayı değil, yaşadıkları kentin geleceğini savunmaktadır.

Belki bu çağrı sonuç verir, belki vermez.

Ama yarın çocuklarımız bize, "İnebolu elinizden kayıp giderken siz ne yaptınız?" diye sorduğunda, hiç değilse "Biz sustuk." demeyeceğiz.

Çünkü bazı mücadeleler kazanılacağı garanti olduğu için değil, haklı olduğu için verilir.

Ve İnebolu bugün yalnızca İş Bankası'nı değil; itibarını, ticaretini, hafızasını ve geleceğini savunmaktadır.

Umarım bu ses, sadece şube önünde toplanan insanların alkışlarında değil, karar masalarının kapalı kapıları ardında da duyulur.

Çünkü mesele bir banka değildir.

Mesele, İnebolu'nun yavaş yavaş haritadan değil belki ama hayattan silinmesine artık "Yeter!" diyebilme cesaretidir.