Bayram Yer Sofrasıdır

Her bayram öncesi adettendir illa bir bayram yazısı yazılır. Her bayram öncesi malum soru sorulur nemlenmiş gözler şöyle bir yolculuğa çıkar birkaç saniyeliğine...

"Nerde o eski bayramlar" diye kaçımız sormamışızdırki!

Barış geçen hafta 'Abi bir bayram yazısı iyi gider... Malum önümüz bayram' dedi bir kere... Yazmamak olmaz.

Efendim önümüz bayram arkamız boran ama... Yazmadan da olmaz. Ben de bendeki bayram çağrışımını paylaşayım sizlerle. Eski bayramlardan kalma...

Bayram…

Takvimde kırmızıyla işaretlenmiş birkaç gün değildir yalnızca.

Bir milletin hafızasıdır.

Çocukluğun sesidir.

Kapısı çalınan evdir.

Bir mendilin içine saklanan harçlıktır.

Yer sofrasıdır bayram.

Ve biraz da özlemdir bayram…

Şimdi düşünüyorum da;

Eskiden bayramlar daha mı güzeldi, yoksa insanlar mı birbirine daha yakındı?

Sabah erkenden kalkılırdı.

Yeni alınmış ayakkabılar yatağın başında beklerdi.

Annenin ütülediği gömlek, babanın sessiz telaşı, mutfaktan gelen börek kokusu…

Mahallede herkes birbirini tanırdı.

Kapılar kilitlenmez, gönüller kapanmazdı.

Bir büyüğün elini öpmek sadece gelenek değildi;

Saygının, vefanın ve aidiyetin sessiz ifadesiydi.

Şimdi ise aynı apartmanda birbirinin adını bilmeyen insanlar çağındayız.

Bayram mesajları bile toplu gönderiliyor.

Sarılmalar emojilere dönüştü.

Oysa bayram;

İnsanın insana yeniden hatırlatılmasıdır.

Kırgın kardeşlerin barışmasıdır.

Uzun zamandır aranmayan bir annenin telefonunun çalmasıdır.

Bir çocuğun yüzündeki heyecandır.

Bayram biraz da vicdandır.

Çünkü aynı şehirde biri şeker toplarken, diğeri çöpten ekmek arıyorsa;

orada yalnızca yoksulluk değil, unutulmuş bir insanlık vardır.

Bu yüzden bayram sadece sevinç değil, hatırlayıştır da…

Yalnızları, yoksulları, yaşlıları, mezar taşlarının sessizliğini hatırlamak…

Belki de en çok bunu kaybettik:

Paylaşmanın sıcaklığını…

Bugün sofralar büyüdü ama muhabbet küçüldü.

Evler genişledi ama aileler uzaklaştı.

Fotoğraflar çoğaldı ama anılar eksildi.

Yine de umutsuz değilim.

Çünkü bir çocuk hâlâ bayram sabahı heyecanla uyanıyorsa…

Bir anne hâlâ mutfakta telaşla hazırlık yapıyorsa…

Bir dede kapıya gelecek torunun yolunu gözlüyorsa…

Bu memleketin hâlâ kalbi atıyor demektir.

Belki bu bayram;

Kırgınlıkları değil insanlığı büyütürüz.

Belki yeniden birbirimizin yüzüne bakmayı hatırlarız.

Belki yeniden “biz” olmayı…

Demiştim ya, bayram yer sofrasıdır, aynı pilava kaşık sallamaktır bayram...

Bayramınız kutlu olsun.

Sofranız bereketli, gönlünüz huzurlu, kapınız dostlara açık olsun.

Vesselam