OTİZM BİR HASTALIK DEĞİLDİR !

Bu hafta da sizlere geçen hafta anlatmaya çalıştığım Otizmden bahsedeceğim.Hayatta bazı şeyler vardır ki hakkında bilgi sahibi olunmadan asla konuşulmaması gerekir.Bizden biraz farklı insanlar gördüğümüz de hemen kaşımızla gözümüzün yer değiştirdiğini ya da çok bilgi sahibi olmadan konuşmaya başlandığını gözlemleriz.Oysa ki özel gereksinimli çocuklar konusu hassas ve özenli  yaklaşım gerektiren  bir konudur.Bebeğinizin ilk 36 aydaki gelişimini yakın takibe alarak ya da bir uzmana danışarak da öğrenebilirsiniz.

Otizm doğuştan olan , beyin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden  kaynaklandığı düşünülen nörobiyolojik bir bozukluktur.Çocuğun başkaları ile olan iletişimini kısıtlayan ve kendi iç dünyası ile kalmasına neden olan bir durumdur.Ancak bu çocukların ne okul hayatlarına ne de arkadaş edinmelerine bir engel diğildir.Bu durumu biraz daha yakından tanıyabilmeniz ve erken tanının pek çok çocuğun hayatında önemli bir iyileştirici gücü olduğunu fark edebilmeniz için bazı tanı kriterlerini paylaşacağım.

İsmini söylediğinizde bakmıyorsa

Parmağıyla istediği şeyi göstermiyorsa

Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa

Başkalarıyla göz teması kurmuyorsa

İsmini söylediğinizde bakmıyorsa

Oyuncaklar ile oynamayı bilmiyorsa

Sallanmak ve çırpınmak gibi hareketleri hep var ise

Konuşmada akranlarının gerisinde kalmış ise

Bazı eşyaları döndürmek ve sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa

Bu saydıklarımızdan en az beş altı tanesini çocuğunuzda ya da yakınınızda gözlemliyorsanız mutlaka Çocuk Psikiyatrisine başvurmanız gerekmektedir.

Erken Tanı Neden Önemli ?

Erken çocukluk dönemi özellikle ilk beş yıl içerisinde beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir.İşte bu sebeple de erken çocukluk dönemindeki doğru eğitim ve yaklaşımlar ile çocuklarımızın ilerleme oranı çok daha yüksek olabilmektedir.

Geçen hafta bahsettiğim gibi sosyal sorumluluk projelerinin havada kalmaması için sadece bir gün ile sınırlı kalmamalı ve hayatın her alanında onlara karşı duyarlı olmalıyız.

 

                                                                                                                Psikolog-Suna ÖĞÜR

YORUM EKLE