“İstiklâl Yolu’nun yaşatılması için herkes üzerine düşeni yapmalı”

“İstiklâl Yolu’nun yaşatılması için herkes üzerine düşeni yapmalı”
banner3

Ulusal bağımsızlığımızın dönüm noktası olan Kurtuluş Savaşı’nda, Anadolu’nun dışarıya açılan tek limanı İnebolu’dan düşmanı yok etmek için kullanılacak mühimmatı Ankara’ya taşıyan ecdadımızın, vatan toprağını kurtarmak için göstermiş olduğu eşsiz mücadeleyi simgeleyen ve Kurtuluş Savaşı’nda Kastamonu halkının yapmış olduğu  fedakârlıkları anlamak, o dönemde yaşanan zorlukları gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla her yıl düzenlenen Atatürk ve İstiklâl Yolu Yürüyüşü ’nün 16’ıncısı bu yıl Dünya’yı etkisi altına alan pandemi nedeniyle gerçekleştirilemedi.

Bu yolda yürüyüşü başlatan, bu yolun işaretlenmesinden tescillenmesine büyük emekleri olan ve 2017 yılı Mayıs ayında İstiklâl Yolu Derneği’ni kuran İstiklâl Yolu Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ziver Kaplan’la geçmişten günümüze İstiklâl Yolu Yürüyüşü ’nü ve şu günlerde ne yazık ki İstiklâl Yolu üzerinde yaşanan tahribatları konuştuk.

İlk olarak bu yolu yürüme fikri nasıl oluştu?

- İstiklâl Yolu Yürüyüşü ilk olarak 2008 yılının 9 Haziran’ında yaklaşık olarak 22 kişi ile İnebolu’dan Çuhadoruğu’na yürümekle başladı. Bu çok gayri resmi bir yürüyüştü.

Dönemin vali yardımcısı Muammer Balcı ve eşleri, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden yaklaşık olarak 6-7 kişi, diğer sivil toplum örgütlerinden yine 6-7 kişi ile birlikte yaklaşık 22 km’lik bir yol yürüdük.  Ama tabi bu çok belirleyici değildi. İlk olarak spontane gelişti.

Neden yürüyüş tarihi 9 Haziran olarak seçildi?

-9 Haziran bildiğiniz gibi iki Yunan gemisinin İnebolu’yu 9 Haziran 1921 yılında bombalaması ve İnebolu halkının buna karşı direnmesi ile birlikte, 9 Haziran İnebolu’da Şeref ve Kahramanlık Günü ilan edilmişti. O nedenle biz de 9 Haziran’da özellikle yürümeyi önermiştik.

Sonrasında devamı nasıl geldi?

-Ondan sonra Atatürk’ün Kastamonu’ya Gelişi Şapka ve Kıyafet İnkılabının yıldönümü için bir komisyon oluşturulmuştu. Bu organizasyonun sekretaryasını İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yapıyor. Bu toplantıda ne gibi etkinlikler yapılabilir diye düşünülürken ben İstiklâl Yolu’nda yürünebileceğini öne sürdüm. İstiklâl Yolu 2008 yılının Mayıs Ayında işaretlendi. Bir özel bankanın sponsorluğunda yol işaretlemeleri yapıldı. Yön levhaları konuldu. O dönemin valisi yürüyebilir misiniz dedi, bu işin bir bütçesi olacak dedi. Ben yürüyebileceğimizi, yürüyüşçüleri bulabileceğimi ve bütçeyi de karşılayabileceğimizi söyledim. O zaman Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis’i aradım bizlere destek oldu. Bu yürüyüşe katılanların İnebolu Yakamoz Tatil Köyünde bir gece konaklamalarını, akşam yemeğini ve sabah kahvaltılarını karşıladı. Valiliğin bize ayırmış olduğu bin liralık da bir bütçe vardı. Toplamda 2 bin liralık bir bütçe ile bu yürüyüşü gerçekleştirdik.

MUSTAFA KARA VALİ YÜRÜYÜŞÜ GÖRDÜĞÜNDE ÇOK HEYECANLANDI.

Ağırlık İzmir’den olmak üzere, değişik illerden yaklaşık 110 kişi gelmişti. Bu 110 kişi ile ilk yürüyüşümüzü 27 Ağustos’ta İnebolu’dan başlattık ve 30 Ağustos’ta Kastamonu’da bu yürüyüşü bitirdik. Bu dönemin valiler kararnamesi ile tekrar Mustafa Kara Valimiz göreve başladı ve o yürüyüşü gördüğünde çok heyecanlandı.

Mustafa Kara valinin İstiklâl Yolu Yürüyüşü ’ne çok büyük katkıları da oldu bildiğim kadarı ile?

-Evet, Mustafa Kara valimiz; “bu yürüyüşü tekrar yapalım” dedi. 2009 yılının başında bu çalışmalar başlarken bakanlıktan beni aradılar. “Bir İstiklâl Yolu Yürüyüşü yapıyormuşsunuz. Kuva-yi Milliye’nin 90’ıncı yıl dönümünde böyle bir etkinliğe maddi ve manevi olarak biz destek verebiliriz” dediler. Tabi biz çok mutlu olduk. 2009 yılının Haziran ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın büyük maddi desteği ile tanıtıcı yayınlar, broşürler hazırlandı. Yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. 2009 yılının Haziran ayında çok güzel bir etkinlik yaptık. Bu zamana kadar en yoğun katılımlı İstiklâl Yolu Yürüyüşlerinden biri idi.

Bu yürüyüş Türkiye’de oldukça ses getirdi. Bakanlık bu yürüyüş ile ilgilendi.  Bu yürüyüşten sonra bakanlıktan Araştırma Eğitim Genel Müdürü beni aradı. “Bu yürüyüşün aynısını Bilecik’te Kuruluş Yürüyüşü olarak yapabilir misiniz?” dedi. Ama oradan yeteri kadar destek olmadığı için maalesef gerçekleştiremedik. 

İSTİKLÂL YOLU TÜRKİYE KÜLTÜR ROTALARI KAPSAMINA ALINDI

Yürüyüşe 2009 yılındaki yoğun katılım olmasından dolayı her taraftan gerçekten yoğun ilgi görüldü. Bu arada bu yürüyüşlerden sonra İstiklâl Yolu, Türkiye Kültür rotaları kapsamına alındı. Türkiye’de Kültür Turizm Bakanlığı’nın belirlediği 14 tane kültür rotası var. Bu 14 tane kültür rotasından 2 tanesi Kastamonu’da. Birisi Küre Dağları Milli Parkı bir diğeri de İstiklâl Yolu Kültür Rotası olarak kayıtlara geçmiştir.

HES, İSTİKLÂL YOLUNUN TESCİLLENMESİNİ SAĞLADI

İstiklâl Yolu nasıl tescillendi?

İstiklâl Yolu yürüyüşleri devam ederken 2010 yılından sonra bu yol üzerinde tabi ilgi görülmeye başladığı için ister istemez bu yol üzerinde bazı vatandaşlar ve kuruluşlar müdahalelerde bulundular. O dönemde Ersizlerdere üzerinde İkiçay Köprüsü’nün olduğu bölgede bir Hidro Elektrik Santrali ( HES) kurulması gündemde idi. Biz İstiklâl Yolu’nun tahrip olmasını da istemiyorduk. Tabi yasalar HES’ten yana. Bu olaya nasıl engel olabiliriz diye düşünürken İstiklâl Yolu’nun tescillenmesi konusu gündeme geldi. Acaba tescillenebilir mi tescillenemez mi diye düşündük.2011 yılında Bakanlığa müracaat ettik. Bakanlıktan ilk olarak böyle bir uygulamamız yok diye olumsuz bir yanıt geldi. Daha sonra Allah rahmet eylesin Hocam Hakkı Acun ve  Mehmet Akif Işık hocamla görüştüm. “İstiklâl Yoluna gelin, bir bakın. Eğer gerçekten amacına uygun değilse, tescillendirmeyin.” Dedim. Geldiler. Onlar da duygulandılar bu işten ve 2012 yılında İstiklâl Yolu’nu bu şekilde tescil ettirdik. Ve Türkiye’de ilk defa tarihi sit olarak tescil edilen yoldur İstiklâl Yolu. Biz de Kastamonu olarak bundan onur duyuyoruz. Bu zamana kadar yapılmamış bir şeyi bir ilki başardık.  Hem yolu koruduk, hem de bu şekilde tarihe geçmiş oldu.

Bugüne kadar bu yolda kaç yürüyüş gerçekleştirdiniz?

2008’den 2019’a kadar olan süreçte 2 tanesi kış olmak üzere 13 tanesi de Haziran ve Ağustos ayında olmak üzere 15 tane yürüyüş gerçekleştirmişiz. Ama bu yürüyüşlerimiz iki yıl 2008 ve 2009’un Ağustos aylarında Rahmetli Mustafa Kara valimizin ısrarı ile Şapka ve Kıyafet İnkılabının yıldönümü nedeni ile 27 Ağustos’ta İnebolu’dan başlayarak 30 Ağustos’ta Kastamonu’da Atatürk’ün arkeoloji müzesinde yaptığı konuşma ile sona erdi. 2008 ve 2009 yıllarında 2 kez yapmış olduk.

2012 yılında ayrıca 4 gün boyunca kış yürüyüşü yaptık. O sene tesadüftür ki kış çok zor şartlar altında geçti. Kayseri’den bu yürüyüşe katılan yaklaşık olarak 8 arkadaşımız tam 36 saatte buraya gelebildiler. 2012 yılındaki kış yürüyüşüne “Şerife Bacılar Yürüyor”  ismini verdik. Sadece kadınlara mahsus bir yürüyüştü. Kış şartlarının çok ağır olması nedeni ile 22 tane kadın o yürüyüşe katıldı. Ve baştan sona kadar 4 gün boyunca o yürüyüşü tamamladılar. Çok yoğun bir kış geçirdik o yıl. Halkacılardaki kamp alanında sıcaklık eksi 35 derece ölçülmüştü. Buna rağmen yine çadırlarımızı kurup, gece orada konakladık.

Zaman zaman farklı isimlerin anısına da bu yürüyüşleri geçekleştirdiniz?

-Evet, öncelikle bu İstiklâl Yolu’nun hayata geçirilmesinde çok büyük emeği geçen Mustafa Kara valimizi maalesef 2013 yılında kaybettik. 9 Haziran 2013 yılında Mustafa Kara valimizin anısına bir İstiklâl Yolu Yürüyüşü yaptık. Şehit Şerife Bacı’nın vefatının 95’inci yıldönümünde Şerife Bacı anısına bir yürüyüş yaptık. Bunlar özel isimlerle, özel kişiler için yapılan yürüyüşlerdi.

“İSTİKLÂL YOLU YÜRÜYÜŞÜ CİDDİ DİSİPLİN VE KOORDİNASYONLU BİR YÜRÜYÜŞ. TÜRKİYE’DE BU ÖZELLİKLERDE TEK YÜRÜYÜŞ”

Yürüyüş organizesi nasıl yapılıyor?

-2008 yılının Ağustos ayındaki ilk resmi yürüyüşümüzde İnebolu’dan 27 Ağustos’ta çıktığımızda yemek olayı yok. Kumanya olarak bir kafe ile anlaştık. Dedik; “sabah ekmek arası sandviç, öğlen yine sandviç, akşam yemek sunabilir misiniz?” O zaman 2 bin lira ile 2 gün boyunca 110 kişiye hizmet sunuldu. Tabi bu yeterli değildi. 2009 yılında bakanlığın bize destek vermesi ile biz gelen yürüyüşçülere nasıl daha iyi hizmet verebiliriz düşüncesi ile yemek şirketleri ile görüştük. Ve artık bu sistem tüm yürüyüşlerde rutinimiz oldu. Sabah kahvaltımızı açık büfe olarak alıyoruz, öğlen nerede mola verdi isek o alanlara, akşam kamp alanlarımıza yemek şirketi yemekleri getiriyor. Böyle bir yemek programı düzenledik. Her gelen yürüyüşçü bu işten çok memnun kalıyor.  Hatta çoğunun esprisi şu; “Biz buraya kilo vermeye geldik ama kilo alıp gittik.”  Yürüyüş boyunca Türk Bayrakları, şapka, tişört dağıtımları yapılıyor. Yürüyüş programı uzun deneyimler sonucunda ortaya çıktı. Bunu gururla söyleyebilirim ki dakikalar sekmiyor. Mesela sabah 8.00’da yürüyüş başlayacak akşam 18.00’da bitecek. 18.00’i ne 5 geçe ya da 18.00’a 5 kala. 18.00’da bitecek dendi ise 18.00’da bitecek şekilde o kadar dakik bir yürüyüş programı düzenledik. Yemeklerde tam zamanında geliyordu. İstiklâl Yolu Yürüyüşü çok ciddi disiplinli ve koordinasyonlu bir yürüyüş.  Türkiye’de bu özelliklerde tek yürüyüş.

Kamp alanları nasıl belirlendi?

 -Kamp alanlarına gelince, bizim ilimiz oldukça dağlık. Düzgün bir alan bulmak kolay değil. Mümkün olduğu kadar 95 km’lik alanda 3 gece konaklama olduğu için kamp alanlarını eşit mesafeye bölmek istedik. Ama o pek mümkün değildi. İlk kamp alanını İnebolu’dan 22 km uzakta İnebolu’nun en yüksek noktası Çuhadoruğu olarak belirledik. İkinci kamp alanımız Çuhadoruğu’ndan 24 km uzaklıkta Ecevit Han’ın tam karşısında, daha sonradan tarihi sit olarak tescil ettirdiğimiz tepede, üçüncü olarak da Halkacılar Kamp alanının belirledik. Buranın da Ecevit Hanı bölgesine olan uzaklığı 28 km. Gönül isterdi ki her 25 km de bir kamp alanı olsun ama uygun noktalar buralardı.

Bu yürüyüşe her yaş grubundan kişiler de katılabiliyor değil mi?

Evet, özellikle 2017 kış yürüyüşünde 7 yaşında bir yürüyüşçümüz 2 gün boyunca o çetin kış şartlarında yürüdü. 8-9 yaşında olanlar da yürüdü. 4 gün boyunca yürüyenler de oldu. 

Sanatçı Sâlim Dündar da her yıl yürüyor. 1938 doğumlu Astsubay emeklisi Nurettin Bey kış yürüyüşünde yürüdü. O da her yıl katılır. Önemli olan yaş değil, inançlı olmak bu yolda. Çoğu insan “nasıl yürünür?”  falan diyor ama eğer inanıyorsan yürüyebiliyorsun. Koltuk değnekleri ile Kayseri’den Mustafa Bey gelmeye çalışır. 2012 yılındaki kış yürüyüşünde arabası ile 36 saat karın altında kalmasına rağmen geldi. 4 gün boyunca koltuk değnekleri ile yürüdü. Daha sonraki yıllarda da yürüdü. Müthiş bir inanç ve azim vardı. Yürümeye başlayınca yol boyunca yaşanan o duygular adrenalini yükseltiyor ve insan o yoldan ayrılamıyor. Bu çocuk için de geçerli, 80 yaşında bir kişi için de geçerli, engelli bir insan için de geçerli. Kadınlar için de geçerli. Bu yolda çok sayıda kadın yürüyor.

İSTİKLÂL YOLU DERNEĞİ

İstiklâl Yolu Yürüyüşlerini başlatan siz oldunuz ve sonrasında bir dernek kurdunuz. Bu dernekten bahsedelim birazda.

-2008 yılı Atatürk’ün Kastamonu’ya Gelişi Şapka ve Kıyafet İnkılabı Yıldönümü etkinlikleri kapsamında böyle bir öneride bulundum. Öneriyi de o dönemin valisi kabul etti. Ve böylece yürüyüşü başlatmış olduk.  Şahsen proje olarak da benim fikrim. Daha öncesinde KADOSK adında Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Derneği adı ile 2007 yılında bir dernek kurmuştuk. Ama maalesef bu derneğe bir ilgi olmadı, dernek yürümedi ve fesh edildi. İçimde bir uhde kaldı. 2017 yılında geçici yönetim kurulu oluşturarak İstiklâl Yolu Derneği’ni kurduk.

“ÇANKIRILILAR İSTİKLÂL YOLU DERNEĞİNİ ŞİKÂYET ETTİLER”

Bu derneği kurarken ilginç olaylarla da karşılaştık. Derneğin kuruluş haberi basına da yansıyınca dernekler müdürlüğünden bir telefon geldi. Dernekler müdürü; “ başkanım İstiklâl Yolu Derneği ismini kullanıyorsunuz, Çankırı’da bir dernek sizi şikâyet etti” dedi. Araştırdım Çankırı’daki dernek “İstiklâl Yolu Eğitim Kültür ve Gençlik Derneği” olarak kurulmuş. İstiklâl Yolu ismini nasıl kullanabilirsiniz diye bizi şikâyet etmişler.  Biz söz vardır. “Baba oğula bir bağ bağışlamış da, oğlu bir salkım üzümü çok görmüş” Bu İstiklâl Yolu bir kere İnebolu’dan başlıyor, Kastamonu sınırlarından geçiyor. İstiklâl Yolu tescil edilirken bunların aklında bile değildi bu olay. Daha sonra bizden görerek İstiklâl Yolu’nun Çankırı bölümünü de tescil ettiler.

“KASTAMONU İSTİKLÂL YOLU’NUN BABA OCAĞIDIR.”

  Bu gibi şeylerde bizden bilgileri aldıkları halde bizi böyle bir konu ile şikâyette bulunmaları çok mantıksız ve anlamsız geliyor. Böyle bir durumla da karşılaştık. Tabi sonra genel kurul her iki derneğin farklı olduğunu anlayarak bizi akladılar. Ve İstiklâl Yolu Derneğimizin genel kurulu yapıldı. Genel kurulumuzda yönetim kurulu tekrar oluşturuldu. Yönetim kurulunda birbirinden değerli üyelerimiz var. Kendilerine de teşekkür ediyorum.

Amacımız İstiklâl Yolu Derneği’ni daha iyi bir noktaya getirmek. Kastamonuluların bu derneğe sahip çıkmalarını sağlamak. Çünkü maalesef ve maalesef toplum olarak STK’lara sahip çıkamıyoruz. Hele hele kurtuluşun adını taşıyan İstiklâl Yolu’nu yaşatmak bizim en büyük görevlerimizden bir tanesidir.

Derneğe üye kayıtları alıyor musunuz?

-Tabi genel kurulumuz olacak onun öncesinde üye kayıtlarını almaya devam ediyoruz. Derneğimiz her Türk vatandaşına, herhangi bir derneğe üye olabilecek vasfa sahip herkese açıktır. Derneğimizde çalışmak isteyen tüm arkadaşları davet ediyoruz.

-Farklı illerden de kayıt alıyorsunuz?

-Evet, tabi ki bu yolda yürüyen, yürümek isteyen, bu duyguya sahip Türkiye’nin her yerinden herkes derneğimize üye olabilir. Dernek üyelerimiz sadece Kastamonu ile sınırlı değil.

Yürüyüşe katılımda daha çok şehir dışından oluyor, Kastamonu daha az ilgi gösteriyor sanki?

-Evet, öyle oluyor. 2008 yılında ilk yürüyüşümüzü başlattığımız zaman 110 kişilik grupta Kastamonu’dan yürüyüşe katılan sadece 2 kişi vardı. Bu 2009 yılında 6-7’yi buldu. Daha sonraki yıllarda 15-20 kişi oldu. Sonra UMKE katıldı, diğer sivil toplum kuruluşlarından insanlar katıldı. Tahminim şuanda 30’a yakın kişi Kastamonulu olarak 4 günlük süreçteki yürüyüşe katılıyor. İnanıyorum ki bu sayı 100’leri bulacak diye düşünüyorum.

Bu yıl da ne yazık ki pandemi süreci nedeni ile iptal oldu. Katılımcı sayısı da bu yıl bir hayli fazla idi.

-Bu sene Trabzon’dan İnebolu’ya ilk cephanenin gelişinin 100’üncü yılı nedeni ile “100.Yılda İstiklâl Yolu” ismi ile bir yürüyüş düzenleyecektik. Duyurusunu da yaptık. Mart ayına kadar ferdi olarak müracaat edenler 450 kişi idi. Bunun dışında kulüpler ve diğer sivil toplum örgütleri ile birlikte bazı gruplar, İstanbul’dan Kastamonulu vatandaşlar 15-20 tane otobüsün geleceğini söylüyordu. Burada bini aşan bir grup olacaktı. Tabi biz bin kişi ile sınırlandırmıştık. Çünkü bu işin bir de lojistik desteği var. Ama maalesef pandemi nedeni ile bu süreçte sorumluluk taşımak zorundaydık bu riski göze alamazdık yürüyüşü iptal etmek zorunda kaldık.

“ÖNEMLİ OLAN İSTİKLÂL YOLU’NUN HER ZAMAN YÜRÜNMESİ”

Geçtiğimiz günlerde bir sivil toplum kuruluşu bu yolda yürüdü bu konudan haberiniz var mı?

-Evet, tabi ki haberim var. Bu grup 28-30 Ağustos tarihleri arasında 7 kişi ile bu yürüyüşe katıldı. Bizde arkadaşlara destek ve moral olsun diye gittik. Onları Ecevit Han’da karşıladık. Yol güzergâhlarında ve kamp alanları konusunda önerilerimiz oldu.  Çünkü açıkçası bu yolu en iyi bilen İstiklâl Yolu Derneği Başkanı olarak benim. Çünkü yıllarca yürüdüğüm için bu yolda nerede ne olduğunu, her bir kilometre taşını bilen benim. Arkadaşlar yürüdüler. 30 Ağustos’ta yürüyüşü bitirmişler.  Bizim onlara destek olduğumuzu yol gösterdiğimizi hiçbir mecrada dillendirmediler ama olsun. Önemli olan İstiklâl Yolu’nun her zaman yürünmesi.

Bu sene yürüyüş yapılabilecek mi?

-Bu süreç inşallah en kısa sürede atlatılır. En kısa zamanda 29 Ekim’de böyle bir yürüyüşü düşünüyoruz. 29 Ekim’de olmazsa önümüzdeki yıl Kuva-yi Milliye’nin kuruluşunun 102’inci yılında, Şehit Şerife Bacı’nın vefatının 100’üncü yılında çok geniş katılımlı bir yürüyüş düzenleyeceğiz. Bu yürüyüşü artık Türkiye’nin her tarafında tanıyorlar. Her tarafından katılım sağlıyorlar. 81 ile biz bu yürüyüşü zaten duyuruyoruz. Ve ne mutluyuz ki 81 ilde de bu yürüyüşü herkes biliyor ve çok yoğun da ilgi olduğunu görüyoruz.

Atatürk ve İstiklâl Yolu Yürüyüşü esnasında farklı bazı etkinliklerde yapılabilir mi?

İstiklâl Yolu’nda sadece yürümekle kalınmaması lazım. İstiklâl Yolu’nda değişik projelerle yola çıkılabilir. Her kilometre taşına bir kahramanımızın anısına bir bilgilendirme levhası olabilir. Yol 95 kilometre ise 95 tane kahramanımız için bilgilendirme levhası olabilir. Yine bu yolda şehit olanların hayatını konu alan değişik panoramik resimler yapılabilir. Her kahramanımıza sahip çıkmak lazım.

“KASTAMONU KAHRAMANLARINA SAHİP ÇIKMALI!”

Siz bazı kahramanlarımızın mezarlarını yaptırdınız?

-Geçenlerde sanat tarihi ve savaş tarihi konusunda araştırma yapan misafirlerimiz gelmişti. Dr. İsmail Hakkı hakkında bilgi vermişti. Ben de okumuştum ama nedense bu kadar detaylı incelememiştim. O anlattıktan sonra ilgimi çekti. Dr.İsmail Hakkı’nın yaşamını okuduğumda tifodan 36 yaşında vefat ediyor. İstiklâl Mücadelesi sırasında İnebolu halkında bir tifo salgını var. Halkın hemen hemen yüzde 50’si tifodan ölüyor. Diğer doktorlar hastalardan uzak dururken, İsmail Hakkı bu hastalıkla mücadele ediyor. İnebolu’da hastaları muayene ederken bir kısmının tifodan değil, su zehirlenmesinden öldüğünü tespit ediyor. Araştırınca maalesef 6 tane ajanın suları zehirlediğini ve İnebolu halkını öldürdüğünü fark ediyor ve o ajanları yakalatıyor. Ama ne yazık ki kendisi de tifodan vefat ediyor.  Böyle değerli bir doktorun yaşam öyküsünü okuyunca dedim ki bizim bu değerlere vefa borcumuzu ödememiz lazım.  Dr. İsmail Hakkı Bey’in anıt mezarını rehabilite ederek adına yaraşır bir hale getirmek istiyoruz. Ondan öncede 2013 yılında Halime Çavuş’un mezarı çok tahrip olmuştu. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü olarak Halime Çavuş’un mezarını yaptırttık. Rahime Kaptan’ın mezarı kaybolmuştu, ismi cismi yoktu. Yine onu tespit ederek hayırsever vatandaşların da desteği ile Rahime Kaptan’ın mezarını yaptırttık.

İSTİKLÂL YOLU’NDA TAHRİBATLAR YAPILIYOR

İstiklâl Yolu’na gerçek anlamda nasıl sahip çıkılabilir? Bu yolda zaman zaman da tahribatlar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.

-Öncelikle şunu söyleyeyim; önemli olan İstiklâl Yolu’na sahip çıkmak. Bu sadece yürümekle olmuyor. Bu yürüyüşün şüphesiz birinci olayı bu. Bu yol sadece 9 Haziran’da ya da belirli günlerde değil, yılın 365 gününde yürünmesi gerekir.  Bazı acenteler tur düzenleyerek bu yolu satıyorlar. Turistler bu yolda gelip yürüyorlar. Asıl amacımız tarihine sahip çıkan, vatanını seven tüm vatanseverlerin İstiklâl Yolu’na gelip, mutlaka ve mutlaka yürümeleri. Bizim amacımız bu. Bu yola da sahip çıkmak gerekir. HES bu yolun tesciline sebep oldu. Sadece HES’le değil, şimdi bu yolda zaman zaman bilinçli ya da bilinçsiz tahribatlar yapanlar var.

Kim bunlar?

-İkiçay Köprüsünde daha önce defineciler, ki ben bunlara mezar soyguncuları diyorum, açıkçası bu mezar soyguncularının yüzünden o İkiçay Köprüsü çok büyük tahribata uğramıştı. Ve bizim girişimimizle, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yazdığımız dilekçe ile bu köprü yeniden yapıldı. Çok da güzel oldu. Yine Çiğlerik Köprüsü’nde yine mezar soyguncuları kilit taşını sökerek tarihi köprünün yarısını yok etmişler. Yine Duruçay Köprüsü var. Yine defineciler tarafından tahrip edilmiş. Yine elektrik dağıtım şirketi yolun tam sıfır noktasında direkler dikmiş. Bu yola zarar veriyor maalesef. Danışmadan yapılan bilinçsizce yapılan bu davranışlar İstiklâl Yolu’nun tarihi dokusunu bozuyor. Ayrıca vatandaşlar İstiklâl Yolu’na sıfır noktada yasal boşluklardan faydalanarak ev yapıyorlar. Bazıları yola moloz döküyorlar, enkaz döküyorlar, bazıları çöp döküyorlar. Bunların da mutlaka yerel yöneticiler ve mülkü amirler tarafından denetlenip önlenmesi gerekiyor. Bunlara tüm vatandaşların özellikle duyarlı vatandaşların sahip çıkması lazım. Bu kamu kuruluşunda çalışan insanlar olur, en büyük mülkü amirler olur, sıradan vatandaş olabilir, muhtarlar olabilir. Ama mutlaka bu yolun bozulmaması gerekiyor, tahrip edilmemesi gerekiyor. Herkesin aynı duyarlılığı göstermesi gerekiyor ki atalarımızın kemikleri sızlamasın. Atatürk ne demiş “Gözüm Sakarya’da Kulağım İnebolu’da” yani buradan gelen cephane ile Kurtuluş Mücadelesi başarıya ulaşıyor.  Buradan giden cephane ile sadece Yunan’ı denize dökmekle kalınmamış, Maraş’ta, Antakya’da, Antalya’da, Adana’da yine Antep’te işgal devletlerine karşı, İstanbul’da İngilizler’e karşı birçok yerde bu silahlarla mücadele verilmiş ve başarıya ulaşılmış. Bu nedenle İstiklâl Yolu’nda taşınan cephanenin ne kadar önemli olduğunu herkesin kavraması gerekir ki İstiklâl Yolu’na sahip çıksın.

İSTİKLÂL YOLU MİLLİ PARK İLAN EDİLDİ

-İstiklâl Yolu tüm bu çalışmalarımızın gayretlerimizin sonucunda 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Milli Park olarak ilan edildi. Milli Park olarak ilan edildi ama Milli Park gelişim planı içerisine baktığımızda maalesef ama maalesef sadece 36 km’si sadece milli parklar sınırı içerisinde yer almış. Oysa bizim tescil edilen tarihi İstiklâl Yolu 80 km.

“BİZİM TESCİL ETTİRDİĞİMİZİN YARISINI DAHİ MİLLİ PARKLAR, MİLLİ PARK OLARAK KAYDA ALMAMIŞ.”

95 km’lik İstiklâl Yolu’nun neden geriye kalan 15 kilometresi tescil ettirilemedi?

-Çünkü asfalt geçtiği için, devlet karayolları geçtiği için, yolun özelliği bozulduğu için. Şehir içerisinden geçtiği için. Bizim tescil ettirdiğimizin yarısını dahi milli parklar, milli park olarak kayda almamış. Bugün Çankırı’ya baktığımızda Çankırı’daki milli parklar alanı bizim maalesef 2 katımız.

Milli Park alanı daha çok o bölgeye mi alınmış?

-Evet, daha çok o bölgeye alınmış. Umarım bu yanlıştan dönülür. Hak ettiği yerde İstiklâl Yolu Milli Parkı en azından bizim tescil edilen yol kadar bir alana yayılır. Diğer taraftan da İnebolu’da kurulması için bize İstiklâl Yolu Milli Parkı Şefliği verildi. Oysa İstiklâl Yolu Milli Parkı Şube Müdürlüğü’nün Kastamonu’da olması gerekiyordu. Ben bunu İstiklâl Yolu Derneği Başkanı olarak dile getiriyorum. Özellikle bu gibi yanlışlardan dönülmesi gerekiyor.

“LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMÜYOR”

Böyle bir tarihi anlamı olan, atalarımızın cephane taşıdığı, kurtuluşa giden yolda böyle önemli bir mihenk taşı olan İstiklâl Yolu’na herkesin sahip çıkması gerekiyor. Bu sadece İstiklâl Yolu’nda yürümekle olmuyor, sadece İstiklâl Yolu’nu yaşatalım demekle olmuyor.  Ataların bir sözü vardır. “ Lafla peynir gemisi yürümez.” Eyleme dökmek gerekir. Bu İstiklâl Yolu’nun Makedon Taşı denen taşla döşenmesi lazım. O zaman atalarımızın kağnıların rahatça geçmesi için döşediği 7 ve 10 cm boylarındaki taşlarla döşenip orijinaline sadık kalınarak ve kilometre  taşları ile dört dörtlük bir İstiklâl Yolu’nun yapılması işaretlemeleri ile bilgilendirme levhaları ile 95 kilometrede her bir taşta kahramanlarımızın şehitlerimizin adının yaşatılarak İstiklâl Yolu’nun amacına uygun olarak yapılmasını talep ediyoruz İstiklâl Yolu Derneği olarak.

İstiklâl Yolu’nun bir kısmı Üniversite kampüsü içerisinden geçiyor. Ve bu yolda bir sıkıntı olmuştu. O sorun aşıldı mı?

-O konuyla ilgili yeni rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ilk göreve başladığında kendisinden randevu talebimiz oldu. Kendisi de sağ olsun kabul ettiler. İstiklâl Yolu’nun üniversitenin içinden geçtiğini kendilerine söyledim. “Ne yapabiliriz?” dedi. Bu yol bazı noktalarda asfalt olmuş. Biz de tabi öğrencileri de rahatsız etmek istemiyoruz. En azından dedim İstiklâl Yolu’na alternatif olarak hemen üniversitenin yanından geçen yolun İstiklâl Yolu olarak düzenlenmesi ve eski özelliğine yakın yapılıp yaşatılmasını istedik. Sayın rektörümüz de buna olumlu yaklaştı. Eğer bu İstiklâl Yolu dediğim gibi özelliğine uygun yapılırsa o yolu da İstiklâl Yolu’na katacağız.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

-Son olarak teşekkürlerim var. Öncelikle İstiklâl Yolu Derneği Başkan Yardımcısı olan İl Özel İdaresi eski Genel Sekreterimiz Sayın Zafer Karahasan’a teşekkür etmek istiyorum. Sekreterliği boyunca bize İstiklâl Yolu yürüyüşlerinde hep lojistik destek sağladı.  Şu anki genel sekreterimizin de bu konuda duyarlı olduğunu biliyorum. Şüphesiz kendisi de İstiklâl Yolu yürüyüşlerinde bizlere destek sağlayacak. İnebolu, Küre, Seydiler ilçelerimizin önceki dönem belediye başkanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Çok büyük desteklerini gördük. Geçtiğimiz yıl İstiklâl Yolu Yürüyüşü’nde katkılarından dolayı şu anki belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Bu teşekkürler umarım boşa gitmez. Bundan sonra yapacakları çalışmalarda bize destek verirler. Buna da gönülden inanıyorum. Sayın valimiz bu konuda çok çok duyarlı. En kısa zamanda İstiklâl Yolu ile ilgili bir toplantı yapacağını düşünüyorum.

FATMA BÖLÜKBAŞ

8 EYLÜL 2020 / NASRULLAH GAZETESİ

BARIŞ İLYASOĞLU

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner6

banner5